22 Mart 2018 Perşembe

TÜRKLERİN ERGENEKON BAYRAMI NEVRUZ KUTLU OLSUN

TÜRKLERİN ERGENEKON BAYRAMI NEVRUZ KUTLU OLSUN










Her milletin kendine mahsus gelenekleri, kendine mahsus adetleri, kendine göre milli hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir Millet ne taklit ettiği Milletin aynı olabilir, Ne de kendi Milliyeti içinde kalabilir. 
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)
—————————–
Toplumlar; aralarında bulunan duygu, düşünce ve davranış biçimi, ırk, din, dil ve menfaat gibi hususlarda benzerlik ve beraberlik bulunan insanların bir araya gelmeleri ile oluşurlar ve sosyal bir varlık gösterirler.. Bir toplum binlerce yıldan günümüze taşıdığı gelenek ve göreneklerinden Anayasa düzeyine kadar uzanan hukuk kurallarına birlikte uyar ve onlara göre organize olursa millet olma aşamasına erişir. Ancak bu aşamadan sonra devletin varlığından söz edilebilir.
Milletlerin milli karakterleri, yani onların ayrı bir millet olduğunu belirleyen değişmez vasıfları en az bin yılda oluşur ve millileşir. Her millet ayrı birikimlere sahip olduğundan milletlerin oluşturduğu devletlerde milletleriyle ayni bilgi birikimine sahip olurlar.
Diğer toplumlarla ve değişik kültürlerle bir arada yaşamak zorunda kalındığında bazı milli değerler kayıplara uğrayabilir. Burada maddi değerlerin yitirilmesi veya değişik şekiller alması pek önemli değildir. Fakat önemli olan milletlerin sahip oldukları manevi değerleri yitirmemeleridir. Çünkü manevi değerler korunabildiği takdirde kaybedilen maddi değerlerin zaman içinde geri kazanılması mümkün olmaktadır.
Kültür unsurları arasında en az değişeni örf ve adetlerdir. Türk milli kültürünü yozlaştırmak ve yok etmek, binlerce yıldır değişmeden günümüze taşıdığımız milli kültür değerlerimiz üzerinde şüphe yaratmak, milli tarih konularında uydurma yayınlar ile halkın kafasını karıştırmak Türklük düşmanlarının çok yaygın olarak kullandığı yöntemlerdir.
Kırk yıla yakın bir süredir ülkemizi yangın yerine çeviren bölücü unsur yanlıları batı kamuoyunun Türk kültür konuları üzerindeki bilgi noksanlığından yararlanarak Türk Ergenekon Bayramı olarak tanımlayabileceğimiz 21 Mart NEVRUZ BAYRAMI’nı istismar etmeye çalışmaktadır. Bayramların insanlar arasında saygı-sevgi ve dayanışmayı sağlayan özelliğine rağmen beyinleri satın alınmış bölücü çevrelerce NEVRUZ BAYRAMI kanlı gösterilerle kutlanmaya çalışılmaktadır.
Oysa küresel mihraklarca Kürt toplumuna mal edilmeye çalışılan NEVRUZ BAYRAMI; binlerce yıldır Türk dünyasında bütün Türk Toplulukları tarafından uygulanan bir büyük kültür gösterisidir.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında resmi bayram niteliğinde olup, çok görkemli törenlerle kutlanan NEVRUZ, miladi takvimin kabulünü müteakip resmi bayram olmaktan çıkartılmıştır.
21 Martta kutladığımız NEVRUZ kelimesi halk arasında, YILBAŞI=YENİGÜN= GÜNDÖNÜMÜ anlamında kullanılmaktadır. NEVRUZ; gece ile gündüzün eşit olduğu ve ayni zamanda baharın başladığı gündür. NEVRUZ; Türklerin yaşadığı büün yörelerde “Ergenekon Bayramı”, ” Bozkurt Bayramı”, “Tabiat Bayramı”, “İlkbahar ve Köylü Bayramı” olarak kutlanmaktadır.
NEVRUZ; soğuk ve karamsar günlerden ılık, güneşli ve bereketli günlere, yani bahara geçişi müjdeleyen, demirden dağı eriterek Ergenekon’dan hürriyete ve güzel günlere çıkışın simgelendiği Türk milli bayramıdır. Eğer biz devlet olarak NEVRUZ gibi milli kültür değerlerimize sahip çıkmadığımız ve bu değerlerin bütün milletçe kullanılmasına imkân vermediğimiz sürece çeşitli çıkar çevreleri ve bu çevrelere kendini yakın gören siyasi gruplar bu değerlere sahip çıkmaktadır.
Bilelim ki, küreselleşen dünyada ise milli değerlere yer yoktur. Küresel mimarlar kitle iletişim araçlarındaki hâkimiyetlerinden yararlanarak milli kültür değerlerini önce yozlaştırmak, sonra bozmak ve bu şekilde milleti bu bozuk değerlerden soğutarak kimliklerinden uzaklaştırmak yolunda ciddi çalışmalar yapmaktadırlar. Bu oyunları iyi bilmeli ve değerlerimize dört elle sarılmalıyız.
NEVRUZ, bütün yok etme çabalarına rağmen binlerce yıl öteden günümüze taşınmış ve yaşatılmaktadır. Nerede bir Türk varsa her 21 Mart geldiğinde orada NEVRUZ vardır. Bugün vardır. Yarın da olacaktır.
Milletimin Ergenekon Bayramı’nı – Gündönümü’nü – Yenigün’lerini candan kutluyorum. Bir dahaki YENİGÜN’ lerde daha çok kenetlenmiş ve birlik içinde kutlamalarını diliyorum.

11 Mart 2018 Pazar

81.Yılında Montro Sözleşmesi Güncel Gelişmeler, BÖLÜM 2

81.Yılında  Montro  Sözleşmesi Güncel Gelişmeler, BÖLÜM 2


1.6- ABD Soğuk Savaş’tan Bu Yana İlk Defa Avrupa’da Yığınak Yapıyor 

Ancak, Bulgaristan’ın Rusya’yı tahrik etmekten korkması nedeniyle Varşova zirvesi kararlarının uygulanması sekiz ay gecikmiştir.11 Sonuçta, 15-16 Şubat 2017’de Brüksel’de toplanan, yeni ABD Savunma Bakanı Matis’in de katıldığı, NATO Savunma Bakanları toplantısında, Genel Sekreter Stoltenberg, Varşova Zirvesi kararlarının uygulanmasına başlandığını ve bunun NATO transatlantik birliği ile İttifak’ın irade ve dayanışmasının kanıtı olduğunu belirterek, atılan bu adımların potansiyel saldırgana açık bir mesaj verdiğini vurgulamıştır.12 

Genel Sekreter konuşmasında şu hususları da açıklamıştır: 

• Avrupa’ya konuşlandırılacak dört çok uluslu savaş grubu (En. battle groups) Haziran ayına kadar harekâta hazır hale gelecektir. 
• Romanya öncülüğünde çok uluslu bir askeri tugay kurulacaktır. ABD, Almanya, Hollanda, Kanada, Polonya ve Türkiye bu birliğe 
kara ve hava kuvveti sağlama hususunda taahhütte bulunmuşlardır. 
• NATO Karadeniz’deki varlığını daha gelişmiş eğitim tatbikatları yapmak suretiyle arttıracak, aynı zamanda gözetleme faaliyetleri 
yoğunlaştırılacak ve bu amaçla İttifak bünyesinde bir özel komutanlık kurulacaktır. 

1.7- Karadeniz’deki Gerginlik Tehlikeli Biçimde Tırmanma Sinyalleri Veriyor 

Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana ilk defa olarak Rusya sınırlarına yığınak yapan ABD, bu amaçla Ocak ayından bu yana çok adette tank, zırhlı araç, top ve yaklaşık 4 bin askerini Avrupa’ya sevk etmiştir.13 Bu asker ve silahlar Polonya ve Romanya’ya konuşlanmaktadır. ABD, Bulgaristan’daki Novo Solo Üssüne de ağır silahlarla donatılmış 2500 kişilik bir kuvvet göndermeyi planlamaktadır.14 

Polonya ve üç Baltık cumhuriyetinde alınan askeri önlemlerden sonra, ABD’nin, Romanya ve Bulgaristan’ da askeri güç konuşlandırması ve Karadeniz’de NATO askeri mevcudiyetini yoğunlaştırma çabasına girmesi, Moskova tarafından “Rusya’yı kuşatma girişimi” olarak değerlendirilmiş ve mukabil önlemler alınması yoluna gidilmiştir. Bu bağlamda Moskova, Rusya ile kara sınırı olmayan ve Avrupa’nın ortasında yer alan Kaliningrad’a S-300 ve İskender füze sistemini yerleştirmiş, bunu takiben de Polonya sınırına da askeri yığınak yapmıştır.15 Ayrıca, NATO savaş gemilerinin Karadeniz’de bayrak göstermelerine tepki gösteren Moskova, Karadeniz Rus filosunun tatbikat ve manevralarını sıklaştırma yoluna gitmiştir. 

Bu durum, Karadeniz havzasında NATO ile Rusya arasında Soğuk Savaş yıllarını andıran bir gerginliğin hüküm sürdüğünü göstermekte ve ufak bir kıvılcımla bu gerginliğin tehlikeli biçimde tırmanacağının sinyallerini vermektedir. 

2- MONTRÖ SÖZLEŞMESİ’NİN FESİH VE TADİLE İLİŞKİN 

28. VE 29. MADDELERİNİN UYGULANMASI HALİNDE TÜRKİYE’NİN KARŞILAŞACAĞI SENARYOLARIN ANALİZİ 

ABD’nin, kendisi öne çıkmadan, Romanya’yı ve NATO’yu kullanarak Karadeniz’de deniz kuvvetlerinin varlığını artırmak ve bu bölgede kontrol tesis etmek istediği bilinmektedir. Dünya denizlerinden sadece Karadeniz’de sürekli varlık gösteremeyen ABD için bunun bir gurur meselesi olmaktan da öteye, Rusya’yı çevrelemek gibi bir stratejik bir zorunluktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Romanya tarafından önerilen “NATO Daimî Deniz Gücü” projesi, ABD’ye bu hedeflerini gerçekleştirme imkânını verecektir. Bu nedenle söz konusu projenin 
NATO gündeminde tutulacağına muhakkak nazarıyla bakmak yanlış olmayacak tır. 

ABD’nin Montrö Sözleşmesi’nin değiştirilmesine veya feshine yönelik hiçbir resmi talebi veya önerisi olmamıştır. Esasen Sözleşmeye taraf olmaması nedeniyle ABD’nin uluslararası hukuk bakımından böyle bir hakkının bulunmadığını da söylemek hatalı olmaz. Bununla birlikte, NATO’nun Karadeniz’de varlık göstermesine dair Romanya tarafından yapılan girişimlerin Amerika’nın teşviki ve onayıyla gerçekleştirildiği uluslararası alanda genel kabul gören bir husustur. 

Ancak, Rusya Federasyonu’nun Kırımı ilhak etmesinden bu yana, Karadeniz bölgesinde izlediği yayılmacı-saldırgan politikanın, NATO üyesi olan Bulgaristan’ ın ve özellikle Romanya’nın NATO’nun ve ABD’nin güvenlik garantisine duydukları ihtiyacı giderek attırdığı da bir gerçektir. 

2.1- ABD İle Rusya Karadeniz’de Çatışma Rotasında 

NATO’nun son Varşova Zirvesi sonucunda yayımlanan bildirgesi, Rusya’dan, Batı dünyasına yönelen tehdidi ciddi ve acil olarak nitelemekte ve tam bir Soğuk Savaş havası estirmektedir. Bildirgede, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakının asla kabul edilmeyeceği ve Ukrayna’nın egemenlik ve toprak bütünlüğünün korunmasının Batı dünyası açısından taşıdığı “anahtar” önem vurgulanarak, Rusya’ya, elini Ukrayna’dan çekmesi hususunda kuvvetlice uyarıda bulunulmaktadır. 

Karadeniz’in en önemli devletlerinden olan Rusya Federasyonu açısından bölgede hakimiyet tesis etme hedefi, Çarlık döneminden günümüze kadar Moskova’nın dış politika öncelikleri arasında yer almıştır. Bu görüşle, Rusya, Soğuk Savaş sonrası dönemde eski Sovyetler Birliği dönemindeki hakimiyet alanlarını tekrar kazanmayı hedeflemiş ve Karadeniz politikasını buna göre şekillendirmiştir. Bu ortamda, NATO’nun, 2008 Bükreş Zirvesinde, Rusya’nın stratejik ilgi alanı olarak gördüğü Gürcistan’a ve Ukrayna’ya üyelik sözü vermesinin Moskova’yı son derece irkilttiği anımsanacaktır. 

Zira, bu husus gerçekleştiği takdirde, Karadeniz, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan tarafından çevrelenen bir NATO gölü haline geliyordu. Böyle bir gelişmeyi düşünmek dahi Moskova için bir kâbustu. Bu kâbustan kurtulmak ve NATO/ABD’nin oyununu bozmak içindir ki Moskova, Gürcistan’a müdahale etti, Ukrayna’da istikrarsızlık yarattı… Ancak, NATO’nun Varşova bildirgesinde, Rusya’ya meydan okurcasına, Ukrayna ve Gürcistan’a üyelik konusunda verilen sözlerin tutulacağının vurgulanması, Karadeniz’de tansiyonun yükseleceğinin ve suların tehlikeli biçimde ısınacağının işaretidir. 

Washington’un, NATO kisvesi altında Karadeniz’de etkin bir deniz kuvveti bulundurma yolundaki planı İttifak gündeminde ön sıralarda yer almıştır. 

Burada bir noktanın altının önemle çizilmesinde yarar görülmüştür. Montrö Sözleşmesi’nin zamanın gerisinde kalmış bazı maddeleri ve düzenlemeleri olmasına rağmen, bugüne kadar Sözleşme’nin fesih ve tadiline yönelik bir adım atılmamış olması, belgenin ne kadar hassas bir denge üzerine bina edildiğini gösteren bir durumdur. 

Buna rağmen, yukarda izah ettiğimiz koşullarda, Sözleşmenin tadiline ve hatta feshine kadar yol açabilecek durumlarla karşılaşılabileceği göz ardı edilemez. 

2.2- Fesihle İlgili Maddenin İşletilmesi 

Sözleşme’nin fesih ve tadiline ilişkin usuller iki farklı madde altında düzenlenmiştir. 

Fesihle ilgili 28. Madde şöyledir: 

İşbu Sözleşme’nin süresi, yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak, yirmi yıl olacaktır. 

Bununla birlikte, işbu Sözleşmenin 1. maddesinde doğrulanan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğü ilkesinin sonsuz bir süresi olacaktır. 

Sözü edilen yirmi yıllık sürenin bitiminden iki yıl önce, hiçbir Akit Yüksek Taraf, Fransız Hükümetine Sözleşmeyi sona erdirme ön-bildirimi vermemişse işbu Sözleşme bir sona erdirme ön bildiriminin gönderilmesinden başlayarak, iki yıl geçinceye kadar yürürlükte kalacaktır. Bu ön-bildirim, Fransız Hükümetince Akit Yüksek taraflara iletilecektir. 

İşbu Sözleşme, işbu madde hükümlerine uygun olarak sona erdirilmiş olursa, Akit Yüksek Taraflar, yeni bir Sözleşmenin hükümlerin saptamak üzere kendilerini bir konferansta temsil ettirmeyi kabul etmektedirler. 

28. Maddede öngörülen fesih başvurusu yapıldığı takdirde, taraf ülkelerin yeni düzenlemeleri görüşmek üzere bir uluslararası konferansta bir araya gelmeleri Sözleşmede öngörülmüştür. Böyle bir konferans toplandığı takdirde, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) öngördüğü savaş gemilerinin boğazlardan geçişini düzenleyen “transit geçiş” rejimi ile Uluslararası Adalet Divanı’nın 1949 Korfu Kanalı kararı dikkate alındığında, yeni sözleşmenin, özellikle savaş gemileri açısından, Montrö’ye nazaran çok daha geniş serbestiler içereceği muhakkak gibidir. 

BMDHS’nin 38. Maddesinin 2. Fıkrasında “transit geçiş rejimi”, “… boğazdan devamlı ve hızlı bir geçiş amacıyla seyrüsefer ve bu saha üzerinde uçuş serbestisinin kullanılması” olarak tarif edilmekte, ayni maddenin 1. Fıkrasında da “bütün gemiler ve uçaklar bir engelleme olmaksızın transit geçiş hakkından yararlanırlar” denilmektedir. 

Bunun anlamı, Türk Boğazlarına “transit geçiş rejimi” uygulandığı takdirde, her tip ve tonilatoda savaş gemisi hiçbir sınırlamaya tabi olmadan Boğazlardan geçecek ve süresiz Karadeniz’de kalacaktır. 

Uluslararası Adalet Divanı’nın Korfu Kanalı davasında verdiği karar da, “transit geçiş” doktrinini destekler niteliktedir. Nitekim, Divanın kararı şöyledir: 

…devletlerin barış zamanında savaş gemilerini açık denizlerin iki parçası arasında yer alan ve uluslararası seyrüsefer için kullanılan boğazlardan kıyı devletinin iznine gerek olmadan geçirme hakkına sahip oldukları genel olarak kabul edilmiştir ve uluslararası teamüle uygundur, yeter ki bu geçiş zararsız olsun. Uluslararası bir antlaşmada aksi belirtilmedikçe bir kıyı devletinin boğazlardan 
barış zamanında böyle bir geçişi kısıtlamaya hakkı yoktur. 

Montrö Sözleşmesi’nin 28. Maddesi gereğince fesih halinde tarafların bir araya geldikleri konferanstan bir sonuç çıkmadığı takdirde, diğer ilgili ülkelerin ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) gibi kuruluşların yardımıyla bir müzakerece sürecinin başlatılması gibi bir olasılık doğabilir. 

Ancak, böyle bir sürece katılım daha geniş olacağına göre, bundan da Türkiye’nin güvenliğini ve çıkarlarını koruyabilen bir anlaşma çıkabilmesi çok uzak bir olasılıktır. 

Türkiye için en kötü senaryo,16 Boğazlar için hiçbir anlaşma oluşturulamaması dır. Zira, bu durumda, Montrö Sözleşmesi’ nin kurduğu rejim yürürlükten kalkacak ve Türk Boğazları, BMDHS’inde tanımlanan sıradan bir boğaz haline gelecektir. 

Bu durumda, sadece yabancı askeri gemiler değil, yabancı savaş uçakları da Boğazlar üzerinden transit geçişte bulunacaklardır. Geçişlerde Türkiye’nin güvenliğinin korunması arka plana itilecek, askeri gemilerin geçişlerine yönelik önceden bildirim usulü, geçiş sırasında ve Karadeniz’de bulundurulabilecek tonaj sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemeler ile Karadeniz’de kalış süresi üzerindeki sınırlama ortadan kalkacaktır. 

Bu koşullarda, ABD, istediği büyüklükte ve nükleer başlıklı balistik füzelerde donatılmış bir askeri deniz gücünü Boğazlardan geçirebilecek ve Romanya ile Bulgaristan’da deniz üsleri kurabilecektir. 

Ancak, hemen belirtelim ki, ilk bakışta Karadeniz’de caydırıcılığa hizmet edeceği düşünülse de, böyle bir gelişme, Rusya-ABD gerginliğini had safhaya taşıyacak ve global istikrarı tehlikeli şekilde bozacak bir kriz ortam oluşturacaktır. 

Rusya Federasyonu da en az Türkiye kadar böyle bir ortamın oluşmasını istemez. ABD’ye gelince, her ne kadar, Karadeniz’deki müttefikleri Romanya ve Bulgaristan vasıtasıyla fesih başvurusunu yaptırabilirse de, bunun yukarıda izah ettiğimiz riskli sonuçlarını göze alamayacak ve kendisini, Rusya ile kaçınılmaz bir çatışma rotasına sokacak bir kriz sürecine “angaje” etmeyi arzu etmeyecektir. 

Bu nedenle de ABD’nin Montrö Sözleşmesi’nin feshi gibi ağır riskler taşıyan bir egzersizin başlatılmasına önayak olacağını düşünmek zordur. 

Bu bakımdan, Montrö Sözleşmesi’nin fesih yoluyla ortadan kalkması gibi bir tehlikeyle karşı karşıya olmadığımızı güvenle söyleyebiliriz. 

2.3- Montrö’nün Tadile İlişkin Maddesinin Uygulanması 

Aynı şeyi Sözleşmenin tadili hususunda da söyleyebiliyor muyuz? Sözleşmenin tadille ilgili 29. maddesi şöyledir: 

İşbu Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinden başlayarak her beş yıllık dönemin sona ermesinde, Yüksek Akit Taraflardan her biri, işbu Sözleşmenin bir ya da birkaç hükmünün değiştirilmesini önerme girişiminde bulunabilecektir. 

Yüksek Akit Taraflardan birince yapılacak değiştirme isteminin kabul edilebilmesi için, bu istem 14. ya da 18. maddelerin değiştirilmesini amaçlamaktaysa, başka bir Yüksek Akit Tarafça; başka herhangi bir maddenin değiştirilmesini amaçlamaktaysa, başka iki Yüksek Akit tarafından desteklenmesi gerekir. 

Böylece desteklenmiş değişiklik istemi, içinde bulunulan beş yıllık dönemin sona ermesinden üç ay önce, Yüksek Akit Taraflardan her birine bildirilecektir. Bu bildiri, önerilen değişikliğin niteliğini ve gerekçesini kapsayacaktır. 

Bu öneriler üzerinde diplomasi yoluyla bir sonuca varma olanağı bulunamazsa Yüksek Akit Taraflar, bu konuda toplanacak bir konferansta kendilerini temsil ettireceklerdir. 

Bu konferans ancak oybirliğiyle karar alabilecektir; 14. ve 18. maddelere ilişkin değişiklik durumlar bu hükmün dışında kalmaktadır; bu durumlar için Yüksek Akit Tarafların dörtte üçünden oluşan bir çoğunluk yeterli olacaktır. 

Bu çoğunluk, Türkiye’yi de içine alarak Karadeniz kıyıdaşı Yüksek Akit Tarafların dörtte üçünü kapsamak üzere hesaplanacaktır. 

Bu madde, değişiklik için toplanacak bir konferansta 14. ve 18. Maddeler dışındaki herhangi bir değişiklik önerisine ilişkin kararların sadece oybirliğiyle alınabileceğini öngörmektedir. 

Bunun anlamı, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğine ve serbest geçişin denetimi üzerindeki haklarına ilişkin bir değişikliğin, ancak Türkiye’nin onayıyla yapılabileceğidir. 

Sözleşmenin, Boğazlardan geçecek kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerinin, geçiş düzeni, usul, tip, gemi adedi, tonaj ve Karadeniz’de 
kalma sürelerine ilişkin kuralları kapsayan 14. ve 18. Maddelerine ilişkin değişiklik önerilerinin kabulü ise, Karadeniz kıyıdaşı akit taraflardan dörtte üçünün kararıyla gerçekleşebilir. 

Halen, Karadeniz’de Montrö Sözleşmesi’ne akit kıyıdaş devletler, Türkiye, Rusya, Romanya ve Bulgaristan’dan ibarettir. Eğer, Romanya ve Bulgaristan, Amerikan’ın da teşvikiyle söz konusu kuralların değiştirilmesi önerisinde bulunurlarsa, Türkiye ile Rusya, ulusal çıkarlarının örtüşmesi nedeniyle karşı tutum alarak, bu yolda bir kararı engelleyeceklerdir. 

Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını koruyan ve Karadeniz’e sahildar olan ve olmayan devletlerin hak ve çıkarları açısından hassas bir denge tesis eden Montrö Sözleşmesi’nin, Türkiye tarafından, İkinci Dünya Savaşı ile Soğuk Savaş döneminde ve Gürcistan’la Ukrayna krizleri sırasında, özenle, tarafsız ve saydam bir şekilde uygulanması sayesindedir ki, bu Sözleşme 81. yılını idrak ekmiştir. 

Sözleşme’nin bu haliyle muhafazası ve uygulanması Türkiye açısından yaşamsal siyasi ve güvenlik önceliği taşımaktadır. 

Yukarda, fesih ve tadiline dair maddeleri üzerinde yaptığımız analiz, Sözleşme’nin devamının akit tarafların olduğu kadar Amerika’nın da 
güvenlik çıkarlarına uygun düştüğünü ortaya koymuştur. 

Bu durum, Montrö Sözleşmesi’nin, 21. yüzyılda da, dünya barış ve güvenliğinin önde gelen dayanaklarından biri olmaya davam edeceğini 
göstermektedir. 

DİPNOTLAR;

1 “Bras de fer pour le controle de la Mer Noire,”Le Temps, July 11, 2016. 
2 Denis Dyomkin, “Russia Says Georgia War Stopped NATO Expansion,” Reuters,November 21, 2011. 
3 Caroline Mortimer, “Ukraine Crisis: Why Is Crimea So Important to Russia?” Independent, March 2, 2014. 
4 Stephen Korkin, “Russia’s Perpetual Geopolitics, Putin Returns to Historical Pattern,” Foreign Affairs, May/June 2015. 
5 Ukrayna’yı, Batı bölgelerinde yaşayan %78,8’i Ukraynalı ve doğu bölgelerinde yaşayan %17,3’ü Rus olan iki ayrı kültür ve etnisiteye mensup halklar oluşturmaktadır. Ukrayna nüfusunun çoğunluğu Hıristiyan olsa da, ülkede bulunan etnik grupların Kiev Patrikliğine bağlı Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Moskova Patrikliğine bağlı Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Roma’ya bağlı Grek Katolik Kilisesi ve Bağımsız Ukrayna Ortodoks Kilisesi gibi farklı mezhep ve kiliselere mensup olmaları, ülkenin parçalanmışlık görüntüsünü güçlendirmektedir. 2001 yılında yapılan hayli eski bir nüfus sayımına göre  Kırım’ın nüfusu şöyledir: Ruslar (%58,2), Ukraynalılar (%24,32) ve Tatar Türkleri (%12,1). 
6 Yuval Weber, “Russia Black Sea Strategy: Restoring Great Power Status,” Foreign Policy Research Institute, April 12, 2017. 
7 Peter Korzun, “NATO Pushing For Military Buildup in the Black Sea,” Strategic Culture Foundation, November 1, 2016. 
8 İsmail Şahin, “NATO Filosu Karadeniz’de Kriz Çıkardı,” Milliyet, Mayıs 16, 2017. 
9 Cumhurbaşkanı Erdoğan 10 Mayıs 2016’da İstanbul’da düzenlenen 10. Balkan Ülkeleri Genelkurmay Başkanları Konferansı’nda yaptığı konuşmada Karadeniz’de NATO filosu kurulması önerisine değinmiş ve bu hususta NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’e söyledikleri açıklamıştır. Kayıtlara göre Cumhurbaşkanı’nın Stoltenberg’e ifadeleri şöyle: “Karadeniz’de görünmemeniz, Karadeniz’i adeta bir Rus gölüne çeviriyor. Karadeniz’i tekrar istikrar havzası kılmalıyız.” 
10 Warsaw Summit Communiqué, Issued by the Heads of State and Government Participating In The Meeting Of The North Atlantic Council In Warsaw, July 8-9, 2016. 
11 “NATO Boosts Naval Presence In Black Sea,” Agence France-Presse, February 17, 2017. 
12 Press Conference by NATO Secretary General Jens Stoltenberg Following the Meeting of the North Atlantic Council at the Level Of Defence Ministers, 
February 16, 2017. 
13 “ABD Tankları Karadeniz Kıyısındaki Üste!” Milliyet, Şubat 14, 2017. 
14 Alex Gorka, “Exercise Sea Shield-2017: NATO Provokes Russia in Black Sea Before Defense Ministers,”Strategic Culture Foundation, February 10, 2017. 
15 Bunlara ilaveten Moskova, Karadeniz’de mutlak hakimiyet sağlamak ve Rusya’nın Akdeniz’deki askeri varlığını yaymak ve ona caydırıcılık kazandırmak amacıyla gayet muhteris hedefleri olan bir gemi inşa programına girişmiştir. 
16 En kötü senaryo dediğimiz bu durumda, Türkiye, BMDHS’nin 45. Maddesinden yararlanarak, karasularına uygulanan “zararsız geçiş” rejimini Boğazlarda uygulayabilir. Söz konusu madde, bir içdenizle açık denizi birleştiren boğazlara “zararsız geçiş rejimi”’nin uygulanmasını ön görmektedir. Türkiye bu durumda, bir iç deniz olan Marmara Denizi’nin İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinden iki açık denizle birleştiğini ve 45. madde şartlarına uygun iki ayrı 
boğaz oluşturduğunu ileri sürerek, bu iki boğazın BMDHS’nin 17, 18, 19, 20 ve 21’inci Maddelerinde öngörülen “zararsız geçiş” rejiminden yararlanmak isteyebilir.  Bu rejim, yabancı gemilerin sahildar devletin “egemenliğine, toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı tehdide veya kuvvete başvurulması veya Birleşmiş Milletler Antlaşması’nda belirtilen uluslararası hukuk ilkelerine aykırı herhangi bir davranışta bulunulmasını” yasaklıyorsa da, Montrö’nün Türkiye’ye sağladığı hakların hiçbirini sağlamamaktadır. 


KAYNAKÇA 

“ABD Tankları Karadeniz Kıyısındaki Üste!” Milliyet, Şubat, 2017. 

“Bras de fer pour le controle de la Mer Noire.”Le Temps, July 11, 2016. 

“NATO Boosts Naval Presence in Black Sea.” Agence France-Presse, February 17, 2017. 

Dyomkin, Denis. “Russia Says Georgia War Stopped NATO Expansion.”Reuters, November 21, 2011. 

Gorka, Alex. “Exercise Sea Shield-2017: NATO Provokes Russia in Black Sea Before Defense Ministers.”Strategic Culture Foundaton, 
February 10, 2017. 

Korkin, Stephen. “Russia’s Perpetual Geopolitics, Putin Returns to Historical Pattern.”Foreign Affairs, May/June 2015. 

Korzun, Peter. “NATO Pushing For Military Buildup in the Black Sea.” Strategic Culture Foundation, November 1, 2016. 

Mortimer, Caroline. “Ukraine Crisis: Why Is Crimea So Important to Russia?”Independent, March 2, 2014. 

Press Conference By NATO Secretary General Jens Stoltenberg Following the Meeting of the North Atlantic Council at the Level Of 
Defence Ministers, February 16, 2017. 

Şahin, İsmail. “NATO filosu Karadeniz’de kriz çıkardı.” Milliyet, Mayıs 16, 2017. 

Warsaw Summit Communiqué, Issued by the Heads of State and Government Participating In The Meeting Of The North Atlantic 
Council In Warsaw, July 8-9, 2016. 

Weber, Yuval. “Russia Black Sea Strategy: Restoring Great Power Status.”Foreign Policy Research Institute, April 12, 2017. 

***

81.Yılında Montro Sözleşmesi Güncel Gelişmeler, BÖLÜM 1

81.Yılında  Montro  Sözleşmesi Güncel Gelişmeler, BÖLÜM 1

Rapor • No: 12 • Nisan 2017 
81.Yılında Montrö Sözleşmesi’nin Karşılaştığı Güvenlik Sorunları ve Sözleşmenin Feshi ve Tadili İçin Girişimler Vukuunda Karşılaşılacak  Senaryoların Analizi 
Dr. Şükrü M. ELEKDAĞ 
Ankara 2017 
Avrasya İncelemeleri Merkezi 
AVİM Rapor No: 12 

TERAZİ YAYINCILIK 
Terazi Yayıncılık Bas. Dağ. Dan. Eğt. Org. Mat. Kırt. Ltd. Şti. 
Abidin Daver Sok. No. 12/B Daire 4 06550 Çankaya/ANKARA 
Tel:0 (312) 438 50 23-24 •Faks:0 (312) 438 50 26 
E-mail:teraziyayincilik@gmail.com 

Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) 
YAZAR 
Dr. Şükrü M. ELEKDAĞ 
TASARIM 
Ruhi Alagöz 
BASKI TARİHİ 
Nisan 2017 
Bu ve diğer AVİM yayınlarına ulaşmak için: 
www.avim.org.tr 


İÇİNDEKİLER 

GİRİŞ........................................................................................4 

1- MONTRÖ SÖZLEŞMESİNİN KARŞILAŞTIĞI GÜNCEL GÜVENLİK SORUNLARI .........5 
1.1- Gürcistan Krizi......................................................................6 
1.2- Ukrayna-Kırım Krizi...............................................................7 
1.3- Karadeniz'de Tansiyonun Yükselmesi........................................9 
1.4- Karadeniz'de Daimî bir NATO Filosu Konuşlandırması Önerisi ......10 
1.5- NATO Varşova Zirvesi: 

Rusya Batı Dünyasının Önde Gelen Tehdit Kaynağı............................11 

1.6- ABD Soğuk Savaş'tan Bu Yana İlk Defa Avrupa'da Yığınak Yapıyor.12 
1.7- Karadeniz'deki Gerginlik Tehlikeli Biçimde Tırmanma Sinyalleri Veriyor..13 

2- MONTRÖ SÖZLEŞMESİ'NİN FESİH VE TADİLE İLİŞKİN 28. VE 

29.MADDELERİNİN UYGULANMASI HALİNDE TÜRKİYE'NİN KARŞILAŞACAĞI SENARYOLARIN ANALİZİ......14 

2.1- ABD İle Rusya Karadeniz'de Çatışma Rotasında..................................15 
2.2- Fesihle İlgili Maddenin İşletilmesi ...................................................16 
2.3- Montrö'nün Tadile İlişkin Maddesinin Uygulanması .............................18 

KAYNAKÇA..........................................................................................21 

AVİM Rapor No: 12 • Nisan 2017 

81. Yılında Montrö Sözleşmesi’nin Karşılaştığı Güvenlik Sorunları ve Sözleşmenin Feshi ve Tadili İçin Girişimler Vukuunda Karşılaşılacak Senaryoların Analizi 

Dr. Şükrü M. ELEKDAĞ 
(E) Büyükelçi, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, 
22. & 23. Dönem CHP Milletvekili 

GİRİŞ 

Montrö Sözleşmesi’nin 81. yılında, Karadeniz havzasında çarpıcı jeopolitik değişikliklerin vuku bulduğunu, Bölgenin stratejik öneminin arttığını ve bir soğuk savaş havasının bölgeye hâkim olmaya başladığını görüyoruz. 

Rusya’nın, Karadeniz havzasında hegemonya kurma çabası ve bu bağlamda Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’nın Donbass bölgesindeki Rus kökenli ayrılıkçı isyancıları desteklemesi nedeniyle Batı dünyasıyla Rusya arasında artan tansiyon ortamında, 8-9 Temmuz 2016 tarihlerinde Varşova’da yapılan NATO zirvesinde, Rusya’nın yayılmacı eğilimlerini durdurmak amacıyla doğu ve kuzey Avrupa’nın savunulması kapsamında bir dizi askeri önlem alınması kararlaştırılmıştı. Bu meyanda NATO’nun Karadeniz’deki askeri varlığının arttırılmasını öngören kararlar da alınmış ve bu bağlamdaki önlemler arasında “NATO Daimî Deniz Gücü” adı altında sürekli bir NATO varlığının oluşturulması da gündeme gelmişti. Varşova zirvesinde alınan bu kararlar ile, Rusya’nın attığı mukabil adımların Karadeniz havzasındaki krizi tırmandırıcı bir karakter taşıdığı göze çarpıyor. 

Batı medyasında, bu durumun, Türk Boğazlarının hukuki yapılanmasını zorladığı yolunda bir algı oluşmuştur. 1936’da Montrö’de Boğazlar 

Sözleşmesi’nin imzalanmasıyla “kapanmış olan sorunların” tekrar su yüzüne çıkmaya başladığından söz ediliyor. Fransız le Temps gazetesi Karadeniz’de ABD ile Rusya arasındaki keskin rekabeti, “ABD-Rusya Bilek Güreşi” olarak tanımlıyor.1 

Bu gelişmeler ışığında makalemizi iki bölümden oluşacak şekilde düzenledik. Birinci bölümde, Montrö Sözleşmesinin karşılaştığı güncel güvenlik sorunlarını ele alınacak; ikinci bölümde ise, Sözleşme’nin fesih ve tadile ilişkin 28. ve 29. Maddelerinin uygulanması halinde, Türkiye’nin karşılaşabileceği senaryoların analizi yapılacaktır. 

1- MONTRÖ SÖZLEŞMESİNİN KARŞILAŞTIĞI GÜNCEL GÜVENLİK SORUNLARI 

Soğuk savaş döneminde Türk Boğazları ve Montrö Sözleşmesi’yle ilgili bir tartışmanın uluslararası gündeme geldiğine tanık olunmamıştır. Buna mukabil, Vladimir Putin’in Rusya’yı tekrar bir süper güç haline getirme hedefine ve bu bağlamda Rusya’nın Sovyetler Birliği dönemindeki etki alanlarını tekrar kazanma politikasına, NATO’nun doğuya doğru genişleme stratejisiyle karşı koyması, Batı ile Rusya arasında bir rekabet ve çatışma ortamının ortaya çıkmasına yol açmıştır. 

Bu durumun, Karadeniz havzasındaki siyasi iklimi etkilemesi de kaçınılmaz olmuştur. 

1999’da Macaristan, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ni üyeliğe kabul etmiş olan NATO, Mart 2004’te tarihinin en büyük genişlemesini gerçekleştirmiştir. Bu genişleme, üç Baltık ülkesi (Estonya, Letonya ve Litvanya) ile birlikte, Romanya, Bulgaristan, Slovakya ve Slovenya’yı kapsamıştır. 

Romanya, NATO üyesi olmasıyla birlikte topraklarını, hava sahası ile limanlarını sonuna kadar ABD’ye açmıştır. Romanya, 2005’te ABD ile imzaladığı bir anlaşma ile ABD’ye 10 yıl süreyle ülkesinde üsler tesis etme izni vermiş, Romen hava kuvvetlerine ait üsler ABD emir ve komuta zincirine dahil edilmiştir. Washington’la askeri işbirliğini azami ölçüde geliştirme politikası izleyen Romanya, ABD’nin Karadeniz’e açılan kapısı olmuştur. 

Ülkelerinde gerçek demokrasiyi uygulama yönünde atılımlara girişen ve Rusya’nın boğucu baskısından kurtulmak isteyen Ukrayna ile Gürcistan’ı NATO’ya üye yapmak isteyen ABD, bu isteğini NATO’nun 2008’deki Bükreş zirvesinde dile getirmiştir. İngiltere, Fransa ve Almanya’nın muhalefeti dolayısıyla, bu konuda bir karar alınması ileri bir tarihe bırakılmıştır. Ancak, İttifak forumundaki bu tartışmayı, Gürcistan ve Ukrayna, NATO’ya üyelikleri hususunda kendilerine verilen gayri-resmi bir söz olarak algılamışlardır. 

1.1- Gürcistan Krizi 

Ukrayna ile Gürcistan’ın da NATO’ya katılması projesini, Rusya’nın kuşatılmasın da önemli bir halka ve güvenliğine yönelen vahim bir tehdit olarak değerlendiren Moskova, Bükreş Zirvesinden dört ay sonra, önce Güney Osetya’yı bağımsızlığa teşvik ederek Osetler’le Gürcistan arasında savaş çıkartmış, sonra da savaşa müdahale etmek suretiyle Gürcistan’ı parçalamıştır. Savaşın ardından Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıyan Rusya, Karadeniz’deki savunmasını güçlendirmiş, bu amaçla Abhazya’da yeni üsler kurmuş ve Ukrayna ile Sivastopol’daki deniz üssünün süresini uzatan bir anlaşma imzalamıştır. 

Bu sırada, Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev tarafından yapılan, “Güney Osetya’daki savaş olmasaydı NATO’nun doğuya doğru genişlemesi engellenemezdi” yolundaki açıklama dikkat çekicidir. Bu açıklama, Rusya’nın Gürcistan’a saldırısının, ABD’ye ve AB’ye, Ukrayna’nın NATO’ya üye yapılmasından vazgeçilmesi hususunda uyarıda bulunma amacını güttüğünü ortaya koymaktadır.2 

Gürcistan Savaşı, Türk Boğazlarının askeri ve stratejik açıdan sahip olduğu önemi, bir kere daha, birden gözler önüne sermiştir. Savaş sonrasında ABD iki askeri hastane gemisiyle Gürcistan’a askeri yardım göndermek istemiştir. İki geminin toplam tonajı 69.000 tondu. Türkiye, Montrö Sözleşmesi’ne göre Karadeniz’deki askeri gemilerin tüm tonajının 45.000 ton geçemeyeceğini dikkate alarak, ABD’ye geçiş izni vermedi. Bunun üzerine, ABD, daha hafif tonajlı üç askeri gemiyle Boğazlardan geçti ve insani yardım malzemesini iletti. ABD savaş gemilerinin Boğazlardan geçip Karadeniz’e girmeleri üzerine, Rusya’nın 

Karadeniz donanmasının amiral gemisi Moskova Sivastopol üssünden denize açıldı. Yani Karadeniz’de tansiyon yükseldi. 

Türkiye’nin, Amerika’nın ilk önerisini kabul etmemesi, ABD’li Kongre üyelerinin tepkilerine yol açtı ve Türkiye eleştirildi. Öte yandan, ABD savaş gemilerinin Karadeniz’e girmesinden rahatsız olan Rusya da, Genelkurmay Başkan Yardımcısı Anatoly Nojontsin vasıtasıyla kaygılarını şu şekilde dile getirdi: “Bu gemiler, Karadeniz’de 21 günden fazla kalırlarsa, bundan Türkiye sorumlu olur. ABD gemileri, St. Petersburg’a kadar menzili olan nükleer başlıklı balistik füzeler taşıyorlar.” 

Gürcistan krizinde Türk Hükümeti’nin çetin bir sınavla karşılaştığını belirtmeliyiz. Hükümet bu krizde, NATO üyesi olmanın yükümlülükleriyle, önemli bir ticari ortağı olan ve istikrarlı ilişkiler geliştirmek istediği Rusya arasında sıkışıp kaldı. NATO, ABD ve AB; Rusya’yı Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıma kararı nedeniyle sert biçimde kınadılar. Türk Hükümeti ise, bir hayli kıvrandıktan sonra, bu tür bir açıklama yapmaktan çekinerek, son olaylar karşısında rahatsızlığını ifade eden bir bildiri yayınlamakla yetindi. 

Oysa, Türkiye, Gürcistan’la yoğun ekonomik, siyasi ve askeri bağlar geliştirmişti. Özellikle, Gürcistan subaylarının Harbiye’de eğitilmesi ve 
Gürcü ordusuna silah ve teçhizatın ülkemizden sağlanması, Türkiye’yi Gürcistan’ın hamisi konumuna getirmişti. Bu durum, Türkiye’nin 
bölgedeki prestij ve caydırıcılığını güçlendirmişti. Ancak, Ankara’nın, olaylara seyirci kalmaya zorlanması ve Gürcistan’ı ezen ve bölen 
Rusya’yı eleştirmekten uzak durması, Türkiye’nin bölgede kazandığı karizmanın derinden çizilmesine yol açtı. 

1.2- Ukrayna-Kırım Krizi 

Ukrayna-Kırım krizinin uzun süre devam etme ve tehlikeli bir tırmanma göstererek tüm Karadeniz bölgesini etkileyebilme olasılığı vardır. Bu nedenle bu krizin Montrö Sözleşmesi üzerindeki olası etkilerini ele almadan önce, Ukrayna’nın Rusya açısından taşıdığı stratejik öneme kısaca değinmemizde yarar var.3 

Putin ve Rus siyasi elitleri gözünde, Ukrayna ve Karadeniz filosunun üssü olması nedeniyle Kırım yarımadası, Rusya’nın güvenliği için yaşamsal öneme sahip bir bölgedir. Kırım, Rusya’nın Karadeniz ve Akdeniz siyaseti açısından “olmazsa olmaz” niteliktedir.4 Oysa, Ukrayna, bağımsızlığını kazanmasından itibaren, Rusya ile arasına mesafe koyarak, Avrupa kurumlarıyla entegrasyonu temel dış politika hedefi olarak belirlemiştir. Ukrayna hükümetleri bu amaçla 2007 ve 2013 yılları arasında Ukrayna ile AB arasında “Ortaklık Anlaşması” ile 
“Geniş Kapsamlı Ticaret Anlaşması”’nın müzakerelerini yürütmüşler ve söz konusu anlaşmaları imza safhasına getirmişlerdir. 

Ne var ki, Rusya’nın tehditleri sonucunda, 21 Kasım 2013’te, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukeviç AB ile “Ortaklık Anlaşması”’nın imzalanmasını belirsiz bir süre için ertelemek zorunda kalmış ve Rusya’nın kurduğu “Avrasya Ekonomik Birliği”’ne girmek için müzakereleri başlatma kararı almıştır. Rusya’nın bu dayatması üzerine AB yanlısı halk kitleleri sokaklara dökülmüş ve aylar süren protestolar sonucunda Yanukeviç Hükümeti devrilmiştir. Bu gelişmeyi bir tehdit olarak değerlendiren Rusya, Şubat 2014’te, bölgedeki etnik Rusları koruma gibi uydurma bir gerekçeyle Kırım’ı işgal etmiş ve Kırım’daki Rus çoğunluğun önce Kiev’den bağımsızlık ilan etmesini, sonra da Rusya Federasyonu’na katılma kararı almasını sağlamıştır.5

16 Mart 2014 tarihinde düzenlenen referandumda Kırım halkı %96 evet oyuyla Rusya Federasyonu’na katılma kararı almış, bunu takiben Duma da Kırım’ın ilhakını tanımıştır. 

Bu gelişme, ABD’nin ve AB’nin kuvvetli tepkilerine yol açmıştır. 1-2 Nisan 2014’te Brüksel’de toplanan NATO Dışişleri Bakanları, Kırım’da Rusya’nın baskısı altında düzenlenen referandumun uluslararası hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu ilan etmiş, Rusya ile askeri ve sivil alanlarda yürütülen işbirliğinin sonlandırılması ve Ukrayna’nın savunma gücünün arttırılması hususunda mutabakata varmışlardır. 

Kırım’ın Rusya’nın eline geçmesinden sonra Ukrayna’da Rus etnik kökenli nüfusun çoğunlukta olduğu Donbass bölgesinde isyanlar patlak vermiş ve Rus yanlısı ayrılıkçılar birleşerek Halk Birliği Cumhuriyetini kurmuşlardır. Rusya’nın ayrılıkçı milislere lojistik yardımda bulunması ve özel kuvvetleriyle destek vermesi nedeniyle Ukrayna ordusu isyanı bastırmakta başarı sağlayamamıştır. Kiev Hükümeti AB’den beklediği silah yardımını alamamaktan şikâyetçidir. 2016 Varşova Zirvesi bildirgesinde, “bağımsız, egemen ve istikrarlı bir Ukrayna’nın Avrupa-Atlantik güvenliği için anahtar önemde” olduğunu vurgulayan NATO da bugüne kadar Ukrayna’ya herhangi bir yardımda bulunamamıştır. 
Taraflar arasında peş peşe imzalanan iki ateşkes anlaşması kısa süreler içinde bozulmuş olup Donbass bölgesinde savaş devam etmektedir.6 

1.3- Karadeniz’de Tansiyonun Yükselmesi 

NATO-Rusya ihtilafının alevlenmesi Karadeniz’de de tansiyonun yükselmesine yol açmıştır. Nitekim, ABD Kırım’ın ilhakının hemen ardından Karadeniz’e USS Truxton adlı savaş gemisini yollamıştır. Truxton’un Karadeniz’i terk etmesinden sonra, 10 Nisan 2014’te güdümlü füze destroyeri Donald Cook Karadeniz’e girmiştir. Pentagon Sözcüsü, savaş gemisinin “ABD’nin bölgeye olan taahhütleri hususunda müttefiklere güven vermek amacıyla Karadeniz’e gönderildiğini” söylemiştir. 

Bu arada, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov yaptığı açıklamada şu hususları belirtmiştir: 

Son dönemde, Türkiye Boğazları üzerinden Karadeniz’e gelen ABD savaş gemilerinin, burada bulunma sürelerini anlaşmalara aykırı biçimde birkaç kere uzattıklarına şahit olduk. ABD tarafına olduğu gibi, Boğazlar’ın sahibi Türkiye’ye de altına imza attığı Montrö Anlaşması şartlarına sadık kalmasını tavsiye ediyoruz. Karadeniz’de kıyısı bulunmayan ülkelerin burada bulunma süreleri ve tonajları anlaşmayla belirlenmiştir. 

Türk Dışişleri Bakanlığı ise, Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi’ni titizlikle uyguladığını belirterek Lavrov’un iddialarını yanıtlamıştır. Lavrov’un 
gösterdiği tepki, daha Ukrayna krizi başlamadan önce Soçi’deki Kış Olimpiyatları nedeniyle ABD’nin Karadeniz’e gönderdiği USS Taylor firkateyninin 
12 Şubat’ta yakıt ikmali sırasında Samsun limanında karaya oturması nedeniyle zamanında çıkış yapamamasından ileri gelmişti. 

1.4- Karadeniz’de Daimî bir NATO Filosu Konuşlandırması Önerisi 

14-15 Haziran 2016’da NATO’nun Brüksel’de düzenlenen Savunma Bakanları toplantısında, Rusya’nın doğu ve kuzey Avrupa’da artan tehdidine karşı, Estonya, Letonya, Litvanya ve Polonya’da, NATO caydırıcılığını artırmak amacıyla dört uluslararası savaş grubu (En.battle group) konuşlandırılması kararı alındı. Konuşlandırılacak askeri birlikler küçük olmakla birlikte “tripwire” yani “tökez teli” görevi yapacaklar. 
Bunun anlamı, muhtemel düşmanın bu birliklerle teması, NATO’nun etkin bir savunmanın gerektirdiği daha büyük kuvvetlerle mukabele etmesini tetikleyecektir. 

Toplantıda, NATO’nun Karadeniz’deki caydırıcılığının da arttırılması kararının alınmasının ardından, Romanya Hükümeti, Karadeniz’de, Romanya, Ukrayna, Bulgaristan, Türkiye ve ABD’nin katılacağı daimî bir NATO filosu oluşturma fikrini ortaya attı. Bu öneriye göre, ABD savaş gemileri NATO filosuna rotasyonla katılacaklar ve bu şekilde kıyıdaş olmayan ülke savaş gemilerinin Karadeniz’de 21 günden fazla kalamayacakları hakkındaki Montrö Sözleşmesi hükmüne riayet etmiş olacaklardı.7 Ukrayna ve Bulgaristan öneriyi kabul ettiler. Ancak, bilahare, Bulgaristan’ın -büyük bir olasılıkla Moskova’nın baskısıyla-öneriye karşı olduğunu ilan etmesi, Karadeniz NATO filosu projesinin suya düşmesine yol açtı.8 

O dönemde güney sınırlarımızda hava sahamızı ihlal eden bir Rus savaş uçağının Türk uçakları tarafından düşürülmesi nedeniyle, Türkiye ile Rusya arasında ipler gerilmiş ve Rusya ülkemize karşı aşırı tehditkar bir tutum içine girmişti. Bu ortamda Ankara, kısa bir süre için de olsa, Romanya’nın önerisini destekleyen hatalı bir görüş benimsemişti.9 

Bu yaklaşım Türkiye’nin geleneksel Montrö siyasetiyle çelişkilidir. Zira, “NATO’nun Karadeniz’de askeri varlığını attırması” demek, uygulamada, ABD savaş gemilerinin NATO şemsiyesi altında Karadeniz’deki mevcudiyetlerini arttırmaları demektir. Bu durum ise, hem Montrö Sözleşmesi hükümlerinin ihlaline yol açabilecek, hem de Karadeniz’de ABD ile Rusya arasında devamlı sürtüşme ve krizlere meydan verecek yüksek tansiyonlu bir ortam yaratacaktır. 

Böyle bir gelişme, Türkiye’nin hem Rusya hem de ABD ile ilişkilerini zorlaştıracağı  gibi, çıkacak ihtilaflarda da taraf haline gelmesine yol açacaktır. Bu durumun da Türkiye’ye karşı tehdidin artmasına ve Türkiye’nin dış politikada hareket serbestisini ve caydırıcılığını kaybetmesine yol açması kaçınılmaz olur. 

Bu bağlamda altı önemle çizilecek bir husus da NATO’nun güçlü bir mevcudiyetle Karadeniz’e yerleşmesi halinde, Türkiye’nin, Montrö Sözleşmesi’ni tarafsız şekilde uygulama imkânını kaybedeceğidir. 

Türkiye son 15 yılda büyük ceht ve gayret sarf ederek, yabancı güçlerin Karadeniz’e girmelerini engellemek için tüm kıyıdaş devletlerin katılımlarıyla belirli ortak görev ve sorunlulukları yerine getirmek için şu kuruluşları kurmuştur: BLACKSEAFOR (Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Gurubu); BLACKSEAHARMONY (Karadeniz Uyum Harekatı) ve BCF (Karadeniz’e Sahildar Devletler Sınır Sahil Güvenlik Teşkilatları Forumu). NATO kisvesiyle ABD’nin Karadeniz’de kuvvetli bir mevcudiyet kazanması, Türkiye’nin öncülüğüyle kurulan tüm bu mekanizmaların yok olmalarına yol açacaktır. 

Türkiye, Montrö Sözleşmesi ile bir taraftan Boğazlar bölgesinde tam egemenliğini perçinlerken, diğer taraftan da sağladığı hassas denge ile 
Türkiye’yi, Rusya ile büyük denizci devletler arasında sıkışmaktan kurtarmıştır. Türk dış politikasını yönetenler, Karadeniz’le ilgili karalar alırken, Montrö Sözleşmesi’nin Türkiye sağladığı bu çok önemli fonksiyonu daima göz önünde tutmalıdırlar. 

1.5- NATOVarşova Zirvesi: Rusya Batı Dünyasının Önde Gelen Tehdit Kaynağı 

8-9 Temmuz tarihlerinde Varşova’da toplanan NATO zirvesinde, Rusya, Batı dünyasının bir numaralı düşmanı ve “aktif tehdit kaynağı” olarak ilan edildi ve Rusya’nın NATO toprakları çevresinde saldırgan tutum sergilediği, tehdit ve güç yoluyla siyasi amaçlarını gerçekleştirme yoluna gittiği, bu nedenle bölgesel istikrarsızlığa yol açtığı belirtilerek bu tehdide karşı aktif önlemler alınması kararı verildi. Rusya’ya karşı Doğu Avrupa ve Baltık bölgesinde aktif çok uluslu askeri birlikler yerleştirme kararı alınmak suretiyle adeta Soğuk Savaş döneminin koşullarına dönülmüş oldu. 

Yayımlanan NATO bildirgesinde şu hususlar vurgulandı:10 

NATO ülkeleri, Rusya’nın Kırımı ilhakını hiçbir şekilde tanımayacaklardır; bağımsız, egemen ve istikrarlı bir Ukrayna, Avrupa-Atlantik güvenliği için anahtar önemdedir; 2008 Budapeşte Zirvesi’nde Gürcistan’ın NATO üyesi olması hususunda alınan karar teyit edilmiştir. 

Bildirgede, Karadeniz güvenliği de ele alınmıştır. Bu hususta, NATO’nın Karadeniz’deki varlığının arttırılmasının karara bağlandığı ve bu amaçla 
Karadeniz bölgesinde güvenliği artıracak uygun önlemler alınacağı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, önce Karadeniz’de ortak tatbikatların 
arttırılacağı belirtilmiştir. 

Zirve toplantısını takiben NATO Genel Sekreteri Stoltenberg düzenlediği basın toplantısında, Rusya’dan kaynaklanan tehdide karşı Avrupa’da alınması öngörülen önlemlerin uygulanmasıyla NATO’nun Karadeniz’deki askeri varlığının ne şekilde arttırılabileceği konusunun Ekim ayında yapılacak savunma bakanları toplantısında ele alınacağını açıklamıştır. 

2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR,

***

1964 VE 1967 KIBRIS KRİZLERİ SIRASINDA ABD’NİN KIBRIS POLİTİKALARI, BÖLÜM 17

1964 VE 1967 KIBRIS KRİZLERİ SIRASINDA ABD’NİN KIBRIS POLİTİKALARI, BÖLÜM 17


SONUÇ 

Bu çalışmanın konusunu oluşturan 1964 ve 1967 Kıbrıs krizlerinin yaşandığı dönemde ABD Başkanlığı görevini yürüten Lyndon B. Johnson, Kıbrıs sorununu, 
“dünyadaki en karmaşık sorunlardan biri” şeklinde tanımlamıştır.635 Gerçekten de Johnson’ın başkanlığı süresince Kıbrıs sorunu, her ne kadar Vietnam Savaşı gibi 1960’lar boyunca ABD dış politikasını sürekli meşgul eden ve Amerikan yönetimlerini oldukça zorlayan bir sorun olmasa da, belli dönemlerinde ABD’li 
yetkililerin çaresizlik içinde bocalamalarına neden olan bir uluslararası anlaşmazlık olmuştur. 

Bu durumun en açık şekilde görüldüğü dönem, 1964 yılının yaz aylarıdır. Söz konusu dönemde, Kıbrıs sorununun nihai olarak çözülmesi için Türkiye ile 
Yunanistan’ı ortak bir paydada buluşturmayı amaçlayan Amerikan planlarındaki tutarsızlık, ABD’nin Kıbrıs sorunu ile uğraşmakta olan diplomatlarının çaresizliğinin göstergesidir. Nihai çözüm olarak imtiyazlı enosis yönteminin taraflarca kabul edilmesi yönündeki Amerikan arzusu değişmemekle birlikte, koşullara bağlı olarak neredeyse günübirlik hazırlanan planların hepsi başarısız olmuştur. Nicolet’nin de belirttiği gibi, bu dönemde ABD’nin çözüm için öngördüğü planlar açık ve net değildir. Açık ve net olan, ABD’nin planlarının hangi amaca hizmet etmesi gerektiğidir: Kıbrıs’ın Yunanistan ve Türkiye arasında bir çatışma nedeni olmaktan çıkarılması.636 

ABD’nin Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarının başarısızlıkla sonuçlanması konusunda eleştiri yöneltilebilecek esas nokta, ABD’li yetkililerin 
Kıbrıs’a bakış açılarıdır. Laipson’un haklı ifadeleriyle “Amerikalılar Kıbrıs’ı, devletten devlete normal ilişkiler yürütülecek bir ülkeden çok, bir sorun olarak 
düşünme eğilimi” taşıyorlardı.637 Hatta Stearns’e göre, ABD’li siyasetçiler, Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs’a “uzun tarihi geçmişleri ve ABD’nin küresel 
stratejisi ile uyumlu olsun ya da olmasın, bölgesel çıkarlara dayanan askeri ve diplomatik öncelikleri olan devletlerden çok, bir stratejik denklemin parçaları gibi” davranıyorlardı.638 Bu tür bir yaklaşımın sonucu da, ABD’nin Türkiye, Yunanistan ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası arenaya çıktığı zamandan beri bir türlü NATO şemsiyesi altına sokmayı başaramadığı Kıbrıs’la olan ikili ilişkilerinin kaçınılmaz olarak bozulması oluyordu. 

Ancak yukarıdaki eleştirilerin haklılığını teslim ederken, söz konusu bakış açısının oluştuğu uluslararası ortamı da göz ardı etmemek gerekir. Kıbrıs sorununun 
NATO ittifakının gücüne ve istikrarına ciddi anlamda tehdit oluşturduğu dönem Soğuk Savaş’taki ABD - SSCB rekabetinin neredeyse dorukta olduğu yıllara denk düşmektedir. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla bir Türk - Yunan savaşı ihtimali ortaya çıkmadan geçici olarak çözüme kavuşturulan Kıbrıs sorunu, 1963’ün sonlarında adada başlayan çatışmalar sonucu, ABD’nin yeniden NATO’nun güneydoğu kanadının istikrarı konusunda endişelenmesine neden oldu. Üstelik 1964 yılının büyük bölümünde devam eden bu krizin 1962 yılındaki Küba Füze Krizi gibi dehşet verici bir bunalımdan kısa süre sonra ortaya çıkması ve söz konusu çatışmalar nedeniyle Türkiye’nin kriz boyunca Kıbrıs’a müdahale söyleminde bulunması, bağlantısız tutumu nedeniyle Kıbrıs’ın bağımsızlığına ve egemenliğine destek veren SSCB’nin soruna müdahil olarak Küba Füze Krizi benzeri yeni bir bunalım yaratması ihtimalinden çekinen ABD’nin endişelerini daha da artıran etkenlerdi. Bu nedenle ABD’li diplomatlar, 1964 Kıbrıs krizi boyunca öncelikle olası bir Türk -Yunan savaşını önlemeye, ardından da bu ihtimali tamamen ortadan kaldırmak için Kıbrıs sorununu nihai olarak çözmeye çalıştılar. İlk amaca ulaşılmasına rağmen ikincisine ulaşma yönündeki çabalar başarısızlıkla sonuçlandı. 

1964’tekine göre oldukça kısa süren 1967 Kıbrıs krizi sırasında da ABD’nin öncelikli hedefi, iki müttefikinin Kıbrıs nedeniyle savaşmalarını önlemekti. Fakat bu kez ABD, savaşı önlemek için yaptığı girişimlerde 1964’tekilere nazaran daha dikkatli olmaya çalıştı. 1964 krizinde olduğu gibi bir “Johnson Mektubu” 
göndermedi. Bu dikkatin sebebi, ilk krizdeki tutumu nedeniyle müttefiklerinin özellikle de Türkiye’nin-duyduğu hoşnutsuzluğun ikili ilişkileri olumsuz 
etkilemesiydi. Kıbrıs sorunu yüzünden ABD’nin Türkiye ile olan ilişkileri, Soğuk Savaş’ta yaşanan Yumuşama’nın da etkisiyle iki kriz arası dönemde ciddi gerileme göstermişti. 

ABD’nin bu iki kriz sırasında da temel kaygısı, NATO’nun güneydoğu kanadıydı. 1947 Truman Doktrini’nden beri Türkiye ve Yunanistan’a yaptığı “yatırım”ların Kıbrıs üzerine yaşanacak bir savaşla heba olmasını istemeyen ABD, SSCB’yi çevreleme açısından hayatî önem taşıyan bu kanadın çökmesine izin veremezdi. 
Kıbrıs sorunu nedeniyle iki NATO müttefiki arasında yaşanan anlaşmazlık, savaşa varmasa bile, NATO’nun güvenilirliğine ve itibarına büyük zarar 
veriyordu. Soğuk Savaş aynı zamanda bir prestij mücadelesiydi ve kendi içinde barışı ve istikrarı koruyamayan bir örgütün Batı dünyasını uluslararası komünizm tehdidine karşı koruması düşünülemezdi. 

Bu nedenle, krizlerin yaşandığı dönemde ABD’nin Kıbrıs politikasında şöyle bir önem sıralaması mevcuttu: Kıbrıs’la İkili İlişkiler < Türkiye ve Yunanistan’la 
İkili İlişkiler < Kıbrıs Üzerine Savaşın Önlenmesi (NATO’nun Güneydoğu Kanadının İstikrarı). Washington’a göre, Kıbrıs’ın kendisi ve bu ülkeyle olan 
ilişkiler, ABD’nin Türkiye ve Yunanistan ile olan ilişkileri düşünüldüğünde çok da önemli değildi. Bu iki ülkedeki Amerikan çıkarları, Kıbrıs’takilerden çok daha 
büyüktü. Ancak bu iki ülkenin Kıbrıs sorunu nedeniyle savaşarak NATO ittifakını yıkıma götürebilecekleri kaygısı da, ABD’nin söz konusu ülkelerle olan ikili 
ilişkilerinden daha öncelikliydi. Nitekim ABD, krizlerin savaşa dönüşmemesi için her türlü çabayı göstermiş ve bu çabalarının ikili ilişkilerde olumsuz etki 
yaratabileceği düşüncesini ikinci plana atmıştı. Bu anlayışta, şüphesiz o dönemde ABD’li yetkililere hâkim olan realizmin etkisi vardı. Camp, bu olgunun ABD’nin Kıbrıs politikasındaki yansımasını şu sözlerle açıklamaktadır: 

“Kendisinden önceki İngiliz politikasında olduğu gibi, ABD’nin Kıbrıs’a yönelik politikası, büyük ölçüde Reelpolitik’in ya da realizm siyasetinin yapısal zorunluluklarına dayanmaktadır. 
Böyle bir politika, diplomasinin uluslararası sorunlara çözüm geliştirme gibi bir rolü olduğunu varsayar. Realist bir devlet adamı çözümün var olan güç dengesine dayanmasını gözetir. …Yapısal olarak realist bir politika, genellikle hakkaniyeti göz ardı eder ve nasıl kazanıldığına bakmaksızın 
istikrarı ilahlaştırma eğilimindedir; bu nedenle etkili yönetimi, adil yönetimin üstünde görür.”639 

Kısacası, ABD ve SSCB’nin birbirleriyle açıkça ve doğrudan karşı karşıya gelmek yerine genellikle üçüncü taraflar yoluyla karşılaşmayı ve rekabet etmeyi 
tercih ettikleri Soğuk Savaş ortamında640 Kıbrıs sorunu, büyük ölçüde dış güçlerin politikaları tarafından şekillenen ve Kıbrıslıların çok az kontrol edebildikleri ya da hiç kontrol edemedikleri bir anlaşmazlık olarak yer aldı.641 Bu sorun nedeniyle 1964 ve 1967’de yaşanan iki kriz, özellikle ABD’nin girişimleri sayesinde savaşa dönüşmeden atlatıldı. Ancak yine ABD’nin sorunun tamamen ortadan kalkması için yaptığı girişimlerden sonuç alınamadı. Böylece, [bu çalışmanın kapsamı dışında tutulan] 1974 Kıbrıs krizi, “bir sorunu çözmeden (ama sınırlı ve pasif durumda tutarak) kalıcı hâle getirmenin genellikle daha büyük çaplı karşı karşıya gelmelere yol açtığı” yönündeki görüşü haklı çıkardı.642 


BU BÖLÜM DİPNOTLARI ;

618 ABD, 1967 krizinde Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ın anlaşmalarında en büyük paya sahip olan 
Cyrus Vance’in krizin çözülmesindeki katkılarının bile çok vurgulanmasını istemiyordu. Hart’a göre, BM Genel Sekreteri’nin 3 Aralık 1967’de sorunun taraflarına yapmış olduğu çağrıyı okuyanların bir Vance Misyonu olduğunu anlamaları imkânsız gibiydi. Hart, op. cit., s. 98-99. Vance’in görüşmeleri  sırasında herhangi bir ABD planı ile ortaya çıkmaması, iş çıkmaza girince gayrıresmi olarak bir öneri sunması da ABD’nin 1964 krizinde olduğu gibi tarafların tepkisini çekmemek için “ön plana çıkmama” (low profile) taktiğini kullandığını gösteriyordu. 
619 Sarıca, et al., op. cit., s. 144. 
620 Dışişleri Belleteni, Sayı 38, (Kasım 1967), s. 27. 
621 Johnson Mektubu’nda da görüldüğü gibi adaya askeri bir müdahalede bulunulması hâlinde SSCB’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni korumak için savaşa girmekten bile çekinmeyeceği yönündeki tehdit 
1964 krizi sırasında Türkiye’nin müdahale söyleminin arttığı dönemlerde esasen Türk yetkililerin gözlerini korkutmak için kullanılıyordu. Fakat hem Johnson Mektubu’nun Türkiye’de yarattığı tepki hem de iki kriz arası dönemde yaşanan gelişmeler nedeniyle artık bu taktik eski etkililiği ile kullanılabilecek gibi görünmüyordu. Nitekim SSCB’nin 1967 krizindeki tutumu da bunu açıkça gösterdi. Sovyetlerin bu krizde takındıkları tutum aslında 1964 krizi sırasındaki tutumla neredeyse aynıydı fakat bu kez Türkiye’dense ABD, NATO ve Yunanistan Moskova’nın hedefindeydi. Bkz. 
Joseph, op. cit., s. 142. 22 Kasım 1967 tarihli Sovyet Hükümeti bildirisinde 1964 yılındaki bildirilerde olduğu gibi “Kıbrıs sorunu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik bağımsızlık ve toprak bütünlüğü esasına göre çözümlenmelidir” denildikten sonra kriz nedeniyle bazı Yunan çevrelerini, ABD’yi ve NATO’yu suçlayan ifadelere yer veriliyordu. Bkz. Dışişleri Belleteni, Sayı 38, (Kasım 1967), s. 32 33. Kıbrıs’ta çatışmaları başlatan Yunan General Grivas’ın bu emri Atina’dan aldığı ve komünizm düşmanı faşist Yunan Cuntası’nın da ABD’nin etki ve desteği olmadan böyle bir işe kalkışamayacağı düşünülüyordu. Bkz. Joseph, op. cit., s. 142-143. SSCB, kriz boyunca Makarios’u ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni destekleyen bir tutum sergilemekle birlikte, Türkiye ile gelişmekte olan ilişkilerini de 
düşünerek “son derece ılımlı bir üslûp kullandı.” Bkz. Fırat, op. cit., s. 236. 
622 Uslu, op. cit., s. 218. 
623 Tozun Bahcheli, Greek-Turkish Relations Since 1955, Boulder, Westview Press, 1990, s. 74; 
Danopoulos, op. cit., s. 261-262; Gürel, Tarihsel Boyut…, s. 62; Sönmezoğlu, op. cit., s. 25-26. 
624 Ehrlich, op. cit., s. 113. 
625 Stavros Panteli, The Making of Modern Cyprus From Obscurity To Statehood, London, 
Interworld Publication, 1990, s. 222’den aktaran Göktepe, op. cit., s. 441; Foley ve Scobie, op. cit., s. 168. 
626 Bölükbaşı, op. cit., s. 419. 
627 Hart, op. cit., s. 101. 
628 Harris, “Turkey and the United States…,” s. 71. 
629 Campbell, “The United States…,” s. 16. 
630 Stern, op. cit., s. 38. 
631 Adams, “The American Concern…,” s. 102. 
632 supra., s. 172-173. 
633 Campbell, op. cit., s. 15-16. 
634 Adams, op. cit., s. 105. 
635 Idem. 
636 Nicolet, op. cit., s. 96. 
637 Ellen B. Laipson, “Cyprus: a Quarter Century of US Diplomacy,” içinde John T. A. Koumoulides, (ed.), Cyprus in Transition 1960-1985, London, Trigraph, 1986, s. 55’ten aktaran Ibid., s. 102. 
638 Monteagle Stearns, Entangled Allies: US Policy Toward Greece, Turkey and Cyprus, New York, Council on Foreign Relations Press, 1992, s. 16. 
639 Camp, op. cit., s. 44. 
640 Morgenthau, op. cit., s. 119. 
641 Christopher Hitchens, Cyprus, London, Quartet Books, 1984, s. 10. 
642 Van Coufoudakis, “United Nations Peacekeeping and Peacemaking and the Cyprus Question,” The Western Political Quarterly, Vol. 29, No. 3 (Sep. 1976), s. 465. 

KAYNAKÇA 

I. KİTAPLAR 

ADAMS, Thomas W. ve COTTRELL, Alvin J., Kıbrıs’ta Komünizm, Ankara, 
Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Matbaası, 1967. 

ADAMS, Thomas W. ve COTTRELL, Alvin J., Cyprus Between East and West, 
Baltimore, The John Hopkins Press, 1968. 

AMBROSE, Stephen E., Dünyaya Açılım: 1938’den Günümüze Amerikan Dış 
Politikası, çev. Ruhican Tul, Ankara, Dış Politika Enstitüsü Yayınları, 1992. 

AN, Ahmet, Kıbrıs Sorununun Perde Arkası: Adadaki İngiliz Üsleri ve 
Amerikan Tesisleri, İstanbul, Gelenek Yayınevi, [20??]. 

ARMAOĞLU, Fahir, Belgelerle Türk-Amerikan Münasebetleri, Ankara, Atatürk 
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu – Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1991. 

ATAÖV, Türkkaya, Amerika, NATO ve Türkiye, Ankara, Aydınlık Yayınevi, 
1969. 

ATTALIDES, Michael A., Cyprus: Nationalism and International Politics, New 
York, St. Martin’s Press, 1979. 

BAHCHELI, Tozun, Greek-Turkish Relations Since 1955, Boulder, Westview 
Press, 1990. 

BALL, George, The Past Has Another Pattern: Memoirs, New York, W. W. 
Norton & Company, 1982. 

BARUTÇU, Ecmel, Hariciye Koridoru, Ankara, 21. Yüzyıl Yayınları, 1999. 

BITSIOS, Dimitri S., Cyprus: The Vulnerable Republic, Thessaloniki, Institute for 
Balkan Studies, 1975. 

BİLGE, Suat et al., Cyprus: Past, Present, Future, Ankara, Ajans – Türk Matbaası, 
1964. 

BİLGE, Suat, Ankara Atina Lefkoşe Üçgeni, Ankara, İmge Kitabevi, 1996. 

BİRAND, Mehmet Ali, Diyet: Türkiye ve Kıbrıs Üzerine Uluslararası 
Pazarlıklar, İstanbul, Ağaoğlu Yayınevi, 1979. 

BOROWIEC, Andrew, The Mediterranean Feud, New York, Praeger, 1983. 

BÖLÜKBAŞI, Süha, The Superpowers and the Third World: Turkish – 
American Relations and Cyprus, Lanham-New York-London, University Press of 
America, 1988. 

________, Barışçı Çözümsüzlük: Ankara’nın ABD ve BM ile Kıbrıs Macerası, 
Ankara, İmge Kitabevi, 2001. 

BRYSON, Thomas A., American Diplomatic Relations With the Middle East, 
1784-1975: A Survey, Metuchen, N. J., The Scarecrow Press, Inc., 1977. 

CLOGG, Richard, A Concise History of Greece, New York, Cambridge University 
Press, 1992. 

COUFOUDAKIS, Van, (der.), Essays on the Cyprus Conflict, New York, Pella 
Publishing Company, 1976. 

COULOUMBIS, Theodore A., The United States, Greece and Turkey: the 
Troubled Triangle, New York, Praeger, 1983. 

CRAWSHAW, Nancy, The Cyprus Revolt, London, George Allen & Unwin, 1978. 

ÇAY, Abdulhaluk, Kıbrıs’ta Kanlı Noel – 1963, Ankara, Türk Kültürünü Araştırma 
Enstitüsü Yayınları, 1989. 

DENKTASH, Rauf R., The Cyprus Triangle, London, K. Rustem & Brother, 1988. 

DENKTAŞ, Rauf R., Hatıralar, İstanbul, Boğaziçi Yayınları, 2000. 

________, Kıbrıs Girit Olmasın, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2005. 

________, Yeniden 12’ye 5 Kala, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2005. 

DULL, James, The Politics of American Foreign Policy, Englewood Cliffs, New 
Jersey, Prentice-Hall Inc., 1985. 

DURRELL, Lawrence, Acı Limonlar: Kıbrıs 1956, İstanbul, Belge Yayınları, 1992. 

EGELİ, Sabahattin, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Nasıl Yıkıldı, İstanbul, Kastaş 
Yayınevi, [19??]. 

EHRLICH, Thomas, Cyprus 1958-1967, London, Oxford University Press, 1974. 

ERİM, Nihat, Kıbrıs: Bildiğim ve Gördüğüm Ölçüler İçinde, Ankara, Ajans-Türk, 
[197?]. 

EROĞLU, Hamza, Kıbrıs Uyuşmazlığı ve Kıbrıs Barış Harekâtı, Ankara, Emel 
Matbaacılık, 1975. 

ERTEKÜN, Münir N., The Cyprus Dispute, Oxford, The University Press, 1981. 

FIRAT, Melek M., 1960-71 Arası Türk Dış Politikası ve Kıbrıs Sorunu, Ankara, 
Siyasal Kitabevi, 1997. 

FOLEY, Charles, The Memoirs of General Grivas, London, Longmans, 1964. 

FOLEY, Charles ve SCOBIE, William I., The Struggle For Cyprus, Stanford, 
Hoover Institution Press, Stanford University, 1975. 

FREIDEL, Frank, America in the Twentieth Century, New York, Alfred A. Knopf, 
1970. 

GOLAN, Galia, Soviet Policies in the Middle East: From World War II to 
Gorbachev, Cambridge, Cambridge University Press, 1991. 

GÖNLÜBOL, Mehmet, et al., Olaylarla Türk Dış Politikası, Ankara, Siyasal 
Kitabevi, 1993. 

GÜREL, Şükrü Sina, Ortadoğu Petrolünün Uluslararası Politikadaki Yeri, 
Ankara, AÜSBF Yayınları, 1979. 

________, Kıbrıs Tarihi (1878-1960): Kolonyalizm, Ulusçuluk ve Uluslararası 
Politika, Cilt 2, İstanbul, Kaynak Yayınları, 1985. 

________, Tarihsel Boyut İçinde Türk-Yunan İlişkileri (1821-1993), Ankara, 
Ümit Yayıncılık, 1993. 

HADAR, Leon T., Quagmire: America in the Middle East, Washington, Cato 
Institute, 1992. 

HARRIS, George S., Troubled Alliance: Turkish – American Problems in 
Historical Perspective, 1945 - 1971, Washington, Hoover Institution Studies, 1976. 

________, Turkey: Coping with Crisis, Boulder, Westview Press, 1985. 

HART, Parker T., Two NATO Allies at the Threshold of War: Cyprus: A 
Firsthand Account of Crisis Management, 1965-1968, London, Duke University 
Press, 1990. 

HASGÜLER, Mehmet, Kıbrıs’ta Enosis ve Taksim Politikalarının Sonu, İstanbul, 
İletişim Yayınları, 2000. 

HEINZE, Christian, Cyprus Conflict 1964-1985, London, K. Rustem & Brother, 
1986. 

HITCHENS, Christopher, Cyprus, London, Quartet Books, 1984. 

İNANÇ, Gül, Büyükelçiler Anlatıyor: Türk Diplomasisinde Kıbrıs (1970-1991), 
İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007. 

İSMAİL, Sabahattin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Doğuşu-Çöküşü ve KKTC’nin 
Kuruluşu (1960-1983), İstanbul, Akdeniz Haber Ajansı, 1992. 

JOSEPH, Joseph S., Cyprus: Ethnic Conflict and International Concern, New 
York, Peter Lang Publishing, 1985. 

KARPAT, Kemal H., (der.), Turkey’s Foreign Policy in Transition 1950-1974, 
Leiden, Netherlands, E. J. Brill, 1975. 

Kıbrıs Anlaşmaları ve Son Gelişmeler, Ankara, T.C. Dışişleri Bakanlığı, 1964. 

KIZILYÜREK, Niyazi, Milliyetçilik Kıskacında Kıbrıs, İstanbul, İletişim 
Yayınları, 2003. 

________, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti: Doğmamış Bir Devletin Tarihi, İstanbul, 
İletişim Yayınları, 2005. 

LAWLESS, Richard, (der.), Foreign Policy Issues in the Middle East, Occasional 
Papers, No. 28, Durham, University of Durham, 1985. 

LEDERER, Ivo J. ve VUCINICH Wayne S., (der.), The Soviet Union and the 
Middle East: The Post-World War II Era, Stanford, Hoover Institution Press, 
1974. 

LINK, Arthur S., American Epoch: A History of the United States Since the 
1890’s, New York, Alfred A. Knopf, 1967. 

MACKENZIE, Kenneth, Turkey: After the Storm, London, The Institute for the 
Study of Conflict, 1974. 

________, Greece and Turkey: Disarray on NATO’s Southern Flank, London, 
The Institute fort he Study of Conflict, 1983. 

________, Turkey in Transition: The West’s Neglected Ally, London, Institute for 
European Defence and Strategic Studies, 1984. 

MANİSALI, Erol, Dünden Bugüne Kıbrıs, İstanbul, Cumhuriyet Yayınları, 2000. 

MARKIDES, Kyriacos C., The Rise and Fall of the Cyprus Republic, New Haven, 
Yale University Press, 1977. 

McGHEE, George, ABD-Türkiye-NATO-Ortadoğu, çev. Belkıs Çorakçı, Ankara, 
Bilgi Yayınevi, 1992. 

McLAURIN, Ronald De, The Middle East in Soviet Policy, Massachusetts, D. C. 
Heath and Company, 1975. 

MORGENTHAU, Hans J., A New Foreign Policy for the United States, London, 
Pall Mall Press, 1969. 

O’ MALLEY, Brendon ve CRAIG, Ian, The Cyprus Conspiracy: America, 
Espionage and the Turkish Invasion, London-New York, IB Tauris Publishers, 
1999. 

OBERLING, Pierre, Bellapais’ye Giden Yol: Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs’a 
Göçü, çev. Mehmet Erdoğan, Ankara, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt 
Başkanlığı Yayınları, 1987. 

OK, Mustafa, Niçin Türk – Sovyet Saldırmazlık Paktı, Ankara, Maya Matbaacılık, 1976. 

OLGUN, Aydın, Kıbrıs Gerçeği (1931-1990), Ankara, Demircioğlu Matbaacılık, 1991. 

ORKUNT, Sezai, Türkiye-ABD Askeri İlişkileri, İstanbul, Milliyet Yayınları, 1978. 

PAPANDREOU, Andreas G., Namlunun Ucundaki Demokrasi, çev. Semih Koray ve Mehmet Emin Yıldırım, Ankara, Bilgi Yayınları, 1988. 

POLYVIOU, Polyvios G., Cyprus: Conflict and Negotiation 1960-1980, New York, Holmes & Meier Publishers, Inc., 1980. 

ROSATI, Jerel A., The Politics of United States Foreign Policy, Fort Worth, Harcourt Brace College Publishers, 1999. 

RUSTOW, Dankwart A., Unutulan Müttefik: Türkiye, İstanbul, Milliyet Yayınları, 1989. 

SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, New York, St. Martin’s Press, 1992. 

SANDER, Oral, Türk - Amerikan İlişkileri 1947-1964, Ankara, AÜSBF Yayınları, 1979. 

SARICA, Murat; TEZİÇ, Erdoğan ve ESKİYURT, Özer, Kıbrıs Sorunu, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1975. 

SEZER, Duygu, Kamuoyu ve Dış Politika, Ankara, AÜSBF Yayınları, 1972. 

SONYEL, Salahi, Cyprus The Destruction of a Republic: British Documents 1960-65, Cambridgeshire, The Eothen Press, 1997. 

SÖNMEZOĞLU, Faruk, Tarafların Tutum ve Tezleri Açısından Kıbrıs Sorunu (1945-1986), İstanbul, İ.Ü. İktisat Fakültesi Yayınları, 1991. 

________, ABD’nin Türkiye Politikası (1964-1980), İstanbul, Der Yayınevi, 1995. 

STAVRINIDES, Zenon, The Cyprus Conflict: National Identity and Statehood, Wakefield, Stavrinides, 1976. 
STEARNS, Monteagle, Entangled Allies: US Policy Toward Greece, Turkey and Cyprus, New York, Council on Foreign Relations Press, 1992. 
STEFANIDIS, Ioannis D., Isle of Discord: Nationalism, Imperialism and the Making of the Cyprus Problem, London, Hurst & Company, 1999. 
STEGENGA, James A., The United Nations Force in Cyprus, [y. y.], Ohio State University Press, 1968. 
STEPHENS, Robert Henry, Cyprus: A Place of Arms, London, Pall Mall Press, 1966. 
STERN, Laurence, The Wrong Horse: The Politics of Intervention and the Future of American Diplomacy, New York, Times Books, 1977. 
ŞAHİN, Haluk, Johnson Mektubu: Türk-ABD İlişkilerini Değiştiren Olayın Perde Arkası, İstanbul, Gendaş Predikat, 2002. 
TOLUNER, Sevin, Kıbrıs Uyuşmazlığı ve Uluslararası Hukuk, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1977. 
TURAN, İlter, NATO İttifakının Stratejik ve Siyasi Sorunları, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Yayınları, 1971. 
USLU, Nasuh, Türk-Amerikan İlişkilerinde Kıbrıs, Ankara, 21. Y.Y. Yayınları, 2000. 
VANER, Semih, (der.), Türk-Yunan Uyuşmazlığı, İstanbul, Metis Yayınları, 1990. 
VANEZIS, P. N., Makarios: Pragmatism v. Idealism, London, Abelard-Schuman, 1974. 
ZAHARIADIS, Karolos, Kıbrıs, çev. Yusuf Alp, İstanbul, Birikim Yayınları, 1979. 
ZÜRCHER, Eric Jan, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, İstanbul, İletişim Yayınları, 2002. 

II. MAKALELER 

ADAMS, Thomas W., “The First Republic of Cyprus: A Review of an Unworkable 
Constitution,” The Western Political Quarterly, Vol. 19, No. 3 (Sep. 1966), s. 475490. 
________, “The American Concern in Cyprus,” Annals of the American Academy of Political and Social Science, Vol. 401, America and the Middle East (May 1972), s. 95-105. 
AKTÜTÜN, İlker, “Soğuk Savaştan Küresel Tiranlığa,” içinde ATEŞ, Toktamış, 
(der.), ABD Dış Politikasında Yeni Yönelimler ve Dünya, Ankara, Ümit 
Yayıncılık, 2004, s. 251-270. 
ARMAOĞLU, Fahir, “Turkey and the United States: A New Alliance,” The 
Turkish Yearbook of International Relations, Vol. 6 (1965), s. 1-15. 
________, “1974 Cyprus Crisis and the Soviets,” Foreign Policy (Dış Politika), 
Vol. 4, No. 2-3 (1974), s. 178-183. 
AZİZ, Aysel İ., “1964 Yılında Kıbrıs Buhranı ve Sovyetler Birliği,” S.B.F. Dergisi, 
C. XXIV, No. 3 (Eylül 1969), s. 167-210. 
________, “Sovyetler’in Kıbrıs Tutumları 1965-1970,” S.B.F. Dergisi, C. XXIV,No. 4 (Aralık 1969), s. 201-244. 
BAHCHELI, Tozun, “Cyprus in the Politics of Turkey since 1955,” içinde SALEM, 
Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, New York, St. Martin’s Press, 1992, s. 62-70. 
BAYÜLKEN, Ümit Halûk, “The Cyprus Question and the United Nations,” Foreign 
Policy (Dış Politika), Vol. 4, No. 2-3 (1974), s. 71-142. 
BELL, J. Bowyer, “Violence at a Distance: Greece and the Cyprus Crisis,” ORBIS, Vol. 18, No. 3 (Fall 1974), s. 791-808. 
BİLGE, Suat, “The Cyprus Conflict and Turkey,” içinde KARPAT, Kemal H., (der.), Turkey’s Foreign Policy in Transition 1950-1974, Leiden, Netherlands, 
E. J. Brill, 1975, s. 135-185. 
________, “Kıbrıs Uyuşmazlığı,” içinde GÖNLÜBOL, Mehmet, et al., Olaylarla 
Türk Dış Politikası, Ankara, Siyasal Kitabevi, 1993, s. 337-386. 
________, “Türk-Sovyet İlişkileri,” içinde GÖNLÜBOL, Mehmet, et al., Olaylarla 
Türk Dış Politikası, Ankara, Siyasal Kitabevi, 1993, s. 387-427. 
BOLL, Michael M., “Turkey’s New National Security Concept: What It Means for 
NATO,” ORBIS, Vol. 23, No. 3 (Fall 1979), s. 609-631. 
BOTSAS, Eleftherios N., “The U.S. – Cyprus – Turkey - Greece Tetragon: The 
Economics of an Alliance,” Journal of Political and Military Sociology, Vol. 16 
(Fall 1988), s. 247-262. 
BOYD, James M., “Cyprus: Episode in Peacekeeping,” International 
Organization, Vol. 20, No. 1 (Winter 1966), s. 1-17. 
BÖLÜKBAŞI, Süha, “The Johnson Letter Revisited,” Middle Eastern Studies, Vol. 
29, No. 3 (July 1993), s. 505-525. 
________, “The Cyprus Dispute and the United Nations: Peaceful Non-Settlement 
between 1954 and 1996,” International Journal of Middle East Studies, Vol. 30, 
No. 3 (Aug, 1998), s. 411-434. 
BRANDS, Jr. H. W., “America Enters the Cyprus Tangle 1964,” Middle Eastern 
Studies, Vol. 23, No. 3 (June 1987), s. 348-362. 
BRUCE, Leigh H., “Cyprus: A Last Chance,” Foreign Policy, No. 58 (Spring 1985), 
s. 115-133. 
CAMP, Glen D., “Greek-Turkish Conflict Over Cyprus,” Political Science 
Quarterly, Vol. 95, No. 1 (Spring 1980), s. 43-70. 
CAMPBELL, John C., “The Soviet Union and the United States in the Middle East,” 
Annals of the American Academy of Political and Social Science, Vol. 401, 
America and the Middle East (May 1972), s. 126-135. 
________, “The Mediterranean Crisis,” Foreign Affairs, Vol. 53, No. 4 (July 1975), 
s. 605-624. 
________, “The United States and the Cyprus Question, 1974-75,” içinde 
COUFOUDAKIS, Van, (der.), Essays on the Cyprus Conflict, New York, Pella 
Publishing Company, 1976, s. 13-25. 
CLOGG, Richard, “Greece and the Cyprus Crisis,” The World Today, Vol. 30, No. 9 (September 1974), s.364-368. 
COUFOUDAKIS, Van, “United Nations Peacekeeping and Peacemaking and the 
Cyprus Question,” The Western Political Quarterly, Vol. 29, No. 3 (Sep. 1976), s. 457-473. 
________, “The Dynamics of Political Partition and Division,” içinde 
COUFOUDAKIS, Van, (der.), Essays on the Cyprus Conflict, New York, Pella 
Publishing Company, 1976, s. 27-51. 
________, “Domestic Politics and the Search for a Solution of the Cyprus Problem,” 
içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, 
New York, St. Martin’s Press, 1992, s. 17-38. 
CSIA European Security Working Group, “Instability and Change on NATO’s 
Southern Flank,” International Security, Vol. 3, No. 3 (Winter 1978-1979), s. 150177. 
DANOPOULOS, Constantine P., “The Greek Military Regime (1967-1974) and the 
Cyprus Question – Origins and Goals,” Journal of Political and Military 
Sociology, Vol. 10 (Fall 1982), s. 257-273. 
DAWISHA, Adeed, “The Soviet Union in the Arab World: The Limits to 
Superpower Influence,” içinde DAWISHA, Adeed ve DAWISHA, Karen, (eds.), 
The Soviet Union in the Middle East: Policies and Perspectives, London, 
Heinemann, 1982, s. 8-23. 
DOBELL, William M., “Division Over Cyprus,” International Journal, Vol. 22, 
No.2 (Spring 1967), s. 278-292. 
________, “Cyprus as a Regional Conflict,” içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: 
A Regional Conflict and its Resolution, New York, St. Martin’s Press, 1992, s. 4461. 
DUNDAS, Guy, “Cyprus from 1960 to EU Accession: the Case for Non-Territorial 
Autonomy,” Australian Journal of Politics and History, Vol. 50, No. 1 (2004), s. 86-94. 
EHRLICH, Thomas, “Cyprus, the ‘Warlike Isle’: Origins and Elements of the 
Current Crisis,” Stanford Law Review, Vol. 18, No. 6 (May 1966), s. 1021-1098. 
FIRAT, Melek, “1945-1960 Yunanistan’la İlişkiler,” Baskın Oran (ed.),Türk Dış 
Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, cilt I, 8. 
Baskı, İstanbul, İletişim Yayınları, 2003, s. 576-614. 
Field-Marshal the Lord Harding of Petherton, “The Cyprus Problem in Relation to 
the Middle East,” International Affairs (Royal Institute of International Affairs 
1944-), Vol. 34, No. 3 (Jul. 1958), s. 291-296. 
GÖKTEPE, Cihat, “The Cyprus Crisis of 1967 and its Effects on Turkey’s Foreign 
Relations,” Middle Eastern Studies, Vol. 41, No. 3 (May 2005), s. 431-444. 
GÖNLÜBOL, Mehmet, “NATO and Turkey: An Overall Appraisal,” The Turkish 
Yearbook of International Relations, Vol. 11 (1971), s. 1-38. 
________, “Türk-Amerikan İlişkileri: Genel Bir Değerlendirme,” Foreign Policy 
(Dış Politika), Vol. 1, No. 4 (1971), s. 5-18. 
________, “NATO, USA and Turkey,” içinde KARPAT, Kemal H., (der.), Turkey’s 
Foreign Policy in Transition 1950-1974, Leiden, Netherlands, E. J. Brill, 1975, s. 13-50. 
GÖNLÜBOL, Mehmet ve ÜLMAN, Halûk, “Türk Dış Politikasının Yirmi Yılı 19451965,” S.B.F. Dergisi, C. XXI, No. 1 (Mart 1966), s. 143-182. 
GRUEN, George E., “Ambivalence in the Alliance: US Interests in the Middle East and the Evolution of Turkish Foreign Policy,” ORBIS, Vol. 24, No. 2 (Summer 1980), s. 363-378. 
GÜNEY, Aylin, “The USA’s Role in Mediating the Cyprus Conflict: A Story of 
Success or Failure?,” Security Dialogue, Vol. 35, No. 1 (March 2004), s. 27-42. 

HAAS, Richard N., “Managing NATO’s Weakest Flank: the United States, Greece 
and Turkey,” ORBIS, Vol. 30, No. 3 (Fall 1986), s. 457-473. 

HALE, William M. ve NORTON, John D., “Turkey and the Cyprus Crisis,” The 
World Today, Vol. 30, No. 9 (September 1974), s. 368-371. 

HARRIS, George S., “Cross-Alliance Politics: Turkey and the Soviet Union,” The 
Turkish Yearbook of International Relations, Vol. 12 (1972), s. 1-32. 
________, “The Soviet Union and Turkey,” içinde LEDERER, Ivo J. ve VUCINICH 
Wayne S., (der.), The Soviet Union and the Middle East: The Post-World War II 
Era, Stanford, Hoover Institution Press, 1974, s. 25-54. 
________, “Turkey and the United States,” içinde KARPAT, Kemal H., (der.), 
Turkey’s Foreign Policy in Transition 1950-1974, Leiden, Netherlands, E. J. Brill, 1975, s. 51-72. 
________, “Turkey Between Alliance and Alienation,” Foreign Policy (Dış 
Politika), Vol. 8, No. 3-4 (1980), s. 117-125. 
HASGÜLER, Mehmet, “Kıbrıs’ta Karşılaştırmalı Eleştirel Yöntem Işığında Ulusçu 
Tatmin ve Siyasal Denge Modeli,” içinde HASGÜLER, Mehmet ve İNATÇI, Ümit, 
(ed.), Kıbrısın Turuncusu, İstanbul, Anka Yayınları, 2003, s. 9-63. 
HEINZE, Christian, “The Cyprus Conflict, the Western Peace System is Put to the 
Test,” The Turkish Yearbook of International Relations, Vol. 4 (1963), s. 44-62. 
HOWARD, Harry A., “The Bicentennial in American-Turkish Relations,” The 
Middle East Journal, Vol. 30, No. 3 (Summer 1976), s. 291-310. 
JOHNSON, Edward, “Keeping Cyprus off the Agenda: British and American 
Relations at the United Nations, 1954-58,” Diplomacy & Statecraft, Vol. 11, No. 3 (Nov. 2000), s. 227-255. 
KARPAT, Kemal H., “Turkish Soviet Relations,” içinde KARPAT, Kemal H., 
(der.), Turkey’s Foreign Policy in Transition 1950-1974, Leiden, Netherlands, E. 
J. Brill, 1975, s. 73-107. 
KAUFMANN, Chaim, “An Assessment of the Partititon of Cyprus,” International 
Studies Perspectives, Vol. 8, Issue 2 (May 2007), s. 206-223. 
KEATING, Kenneth B., “Cyprus: Union with Greece,” Vital Speechs of the Day, 
Vol. 30, Issue 22 (Jan. 1964), s. 695-696. 
KEDOURIE, Elie, “Britain, France and the Last Phase of the Eastern Question,” 
içinde HUREWITZ, Jacob Coleman, (ed.), Soviet-American Rivalry in the Middle 
East, New York, Frederick A. Praeger, 1969, s. 189-197. 
KOURVETARIS, George A., “Survey Essay on the Cyprus Question,” Journal of Political and Military Sociology, Vol. 4 (Spring 1976), s. 151-164. 
________, “Survey Essay on the Cyprus Conflict,” Journal of Political and Military Sociology, Vol. 6 (Spring 1978), s. 105-122. 
________, “Greek and Turkish Interethnic Conflict and Polarization in Cyprus,” 
Journal of Political and Military Sociology, Vol. 16, (Fall 1988), s. 185-199. 
KUNIHOLM, Bruce R., “Turkey and NATO: Past, Present and Future,” ORBIS, Vol. 27, No. 2 (Summer 1983), s. 421-445. 
LAIPSON, Ellen B., “The United States and Cyprus: Past Policies, Current Concerns,” içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its 
Resolution, New York, St. Martin’s Press, 1992, s. 90-99. 
LANDAU, Jacob M., “Johnson’s Letter to İnönü and the Greek Lobbying at the White House,” The Turkish Yearbook of International Relations, Vol. 14 (1976), s. 45-58. 
LINDLEY, Dan, “Historical, Tactical and Strategic Lessons from the Partition of Cyprus,” International Studies Perspectives, Vol. 8, Issue 2 (May 2007), s. 224241. 
MALLINSON, William, “US Interests, British Acquiescence and the Invasion of Cyprus,” The British Journal of Politics and International Relations, Vol. 9, 
Issue 3 (Aug. 2007), s. 494-508. 
MANDELL, Brian, “The Cyprus Conflict: Explaining Resistance to Resolution,” içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, 
New York, St. Martin’s Press, 1992, s. 201-226. 
MAVROYANNIS, Andreas D., “Kıbrıs Sorununun Türk-Yunan İlişkilerine Etkisi,” 
içinde VANER, Semih, (der.), Türk-Yunan Uyuşmazlığı, çev. Süleyman Aksoy, 
İstanbul, Metis Yayınları, 1990, s.127-151. 
McCASKILL, Charles W., “US-Greek Relations and the Problems of the Aegean 
and Cyprus,” Journal of Political and Military Sociology, Vol. 16 (Fall 1988), s.215-233. 
MELAKOPIDES, Constantine, “The Cyprus Problem in Greek Foreign Policy,” içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, 
New York, St. Martin’s Press, 1992, s. 71-89. 
MEŞE, Ertuğrul, “‘Malumun İlânı’: Bir Konferansın Düşündürdükleri,” Birikim, Sayı 235 (Kasım 2008), s.49-58. 
NICOLET, Claude, “The Development of US Plans for the Resolution of the Cyprus Conflict in 1964: ‘The Limits of American Power’,” Cold War History, Vol. 3, No. 
1 (October 2002), s. 95-126. 
NOLTE, Richard H., “United States Policy and the Middle East,” içinde STEVENS, Georgiana G., (ed.), The United States and the Middle East, Englewood Cliffs, N. J., Prentice-Hall, Inc., 1964, s. 148-182. 
NORTON, Augustus Richard, “The Soviet Union and Cyprus,” içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, New York, St. 
Martin’s Press, 1992, s. 100-113. 
PARASCHOS, Manny, “News Coverage of Cyprus: A Case Study in Press Treatment of Foreign Policy Issues,” Journal of Political and Military Sociology, Vol. 16 (Fall 1988), s. 201-213. 
PIPINELIS, Panayotis, “The Greco-Turkish Feud Reviewed,” Foreign Affairs, Vol. 37 (January 1959), s. 306-316. 
ROSENBAUM, Naomi, “Success in Foreign Policy: The British in Cyprus, 18781960,” 
Canadian Journal of Political Science, Vol. 3, No. 4 (Dec. 1970), s. 605627. 
ROTHMAN, Jay, “Conflict Research and Resolution: Cyprus,” Annals of the 
American Academy of Political and Social Science, Vol. 518, Resolving Regional Conflicts: International Perspectives (Nov. 1991), s. 95-108. 
RUBINSTEIN, Alvin Z., “The Soviet Union and the Eastern Mediterranean: 19681978,” 
ORBIS, Vol. 23, No. 2 (Summer 1979), s. 299-315. 
________, “The Evolution of Soviet Strategy in the Middle East,” ORBIS, Vol. 24, No. 2 (Summer 1980), s. 323-337. 
SALEM, Norma, “The Constitution of 1960 and its Failure,” içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, New York, St. Martin’s Press, 1992, s. 117-125. 
SANDER, Oral, “Turkey: the Staunchest Ally of the United States? Forces of 
Continuity and Change in the Strategic Relationship,” The Turkish Yearbook of 
International Relations, Vol. 15 (1977), s. 10-24. 
SCHOENBERGER, Erica ve REICH, Stephanie, “Soviet Policy in the Middle East,” 
MERIP Reports, No. 39 (Jul. 1975), s. 3-28. 
SEZER, Duygu B., “Peaceful Coexistence: Turkey and the near East in Soviet 
Foreign Policy,” Annals of the American Academy of Political and Social 
Science, Vol. 481, Soviet Foreign Policy in an Uncertain World (Sep. 1985), s. 117126. 
SLENGESOL, Ivar-André, “A Bad Show? The United States and the 1974 Cyprus 
Crisis,” Mediterranean Quarterly, Vol. 11, Issue 2 (Spring 2000), s. 96-129. 
SOUTER, David, “An Island Apart: A Review of the Cyprus Problem,” Third 
World Quarterly, Vol. 6, No. 3 (Jul. 1984), s. 657-674. 
STEGENGA, James A., “UN Peace-Keeping: The Cyprus Venture,” Journal of 
Peace Research, Vol. 7, No. 1 (1970), s. 1-16. 
STERN, Laurence, “Bitter Lessons: How We Failed in Cyprus,” Foreign Policy, No. 19 (Summer 1975), s. 34-78. 
TAŞHAN, Seyfi, “Turkish-US Relations and Cyprus,” Foreign Policy (Dış Politika), Vol. 4, No. 2-3 (1974), s. 164-176. 
________, “Turkey’s Relations with the USA and Possible Future Developments,” Foreign Policy (Dış Politika), Vol. 8, No. 1-2 (1979), s. 11-32. 
THEODORIDES, John, “The United Nations Peace Keeping Force in Cyprus (UNFICYP),” International & Comparative Law Quarterly, Vol. 31, Issue 4 (Oct. 
1982), s. 765-783. 
ÜLMAN, Halûk, “NATO ve Türkiye,” S.B.F. Dergisi, C. XXII, No. 4 (Aralık 1967), s. 143-167. 
VANER, Semih, “Türkiye, Yunanistan ve Süper Güçler: Biri Diğerine, Üçü Birine 
mi Karşı Yoksa Herkes Kendisi İçin mi?,” içinde VANER, Semih, (der.), Türk-
Yunan Uyuşmazlığı, İstanbul, Metis Yayınları, 1990, s. 171-190. 
WALKER, Joshua W., “A Turkish-Cypriot Perspective: Rauf Denktash and Nancy 
Crawshaw on Cyprus,” Alternatives, Vol. 4, No. 3 (Fall 2005), s. 78-107. 
WOLF, Joseph J., “Security in the Eastern Mediterranean: Re-Thinking American 
Policy,” Atlantic Community Quarterly, Vol. 16, No. 2 (Summer 1978), s. 222233. 
WOLFE, James H., “The United Nations and the Cyprus Question,” içinde SALEM, Norma, (der.), Cyprus: A Regional Conflict and its Resolution, New York, St. 
Martin’s Press, 1992, s. 227-243. 
XYDIS, Stephen G., “Toward ‘Toil and Moil’ in Cyprus,” The Middle East Journal, Vol. 20, No. 1 (Winter 1966), s. 1-19. 


III. DİĞER KAYNAKLAR 

Keesing’s Contemporary Archives (1964 - 1968) 
Dışişleri Belleteni (1964 - 1968) 

http://www.un.org/en/index.shtml 
http://www.nato.int/cps/en/natolive/index.htm 
http://www.state.gov/ 


TEZ HAKKINDA SONUÇ ÖZETİ; 

Aktaş, Altan, 1964 ve 1967 Kıbrıs Krizleri Sırasında ABD’nin Kıbrıs Politikaları, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Prof. Dr. Melek Fırat, 228 s. 
Bu tez, 1964 ve 1967 yıllarında Kıbrıs’ta yaşanan krizleri ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bu iki kriz sırasında izlediği politikaları ele almaktadır. 
Tezin amacı ABD’nin 1964 ve 1967 krizlerinde takındığı tutumları detaylı bir şekilde inceleyerek bütün bu süreç boyunca Kıbrıs’a ve Kıbrıs sorununa yönelik 
politikasının özelliklerini ortaya koyabilmektir. 

Birinci bölümde, Kıbrıs sorununun uluslararası bir anlaşmazlık olarak ortaya çıktığı 1950’li yıllarda ABD’nin Kıbrıs’ın da içinde yer aldığı Ortadoğu bölgesine yönelik politikası, bu bölgede SSCB ile yaşadığı rekabet ve Kıbrıs sorununa yaklaşımı anlatılmaktadır. Ayrıca ABD’nin ülkesinden kilometrelerce uzak bu adada yaşanan olayları neden yakından takip ettiğini açıklayabilmek için de Kıbrıs’a yönelik ilgi/kaygı noktaları ile Kıbrıs’taki çıkarlarını ortaya koymak bu 
bölümün hedeflerinden biridir. 

Tezin ikinci bölümünde, 1964 yılında Kıbrıs’ta yaşanan kriz ve ABD’nin kriz boyunca izlediği politika ele alınmaktadır. Bölümün esas amacı ABD’nin 
1964 yılı boyunca krize yönelik yaklaşımının temel niteliklerini açıklayabilmektir. Bununla birlikte, kriz sırasında ABD’nin taraf ülkelere yönelik girişimlerinin 
Kıbrıs sorununa etkisini ortaya koymak da bu bölümün başka bir hedefidir. 

ABD’nin 1964 Kıbrıs krizi boyunca takındığı tutumun taraf ülkelerle olan ilişkilerine yönelik etkileri ve 1964 - 1967 yılları arasında Kıbrıs sorununa yönelik tutumu, üçüncü bölümün konusunu oluşturmaktadır. Bu bölümün amacı 

ABD’nin 1967 krizi sırasında takındığı tutumu daha iyi açıklayabilmek için iki kriz arası dönemde yaşanan gelişmeleri incelemektir. 

Dördüncü ve son bölümde ise ABD’nin 1967 Kıbrıs krizi sırasında takındığı tutum anlatılmaktadır. 1967 krizi boyunca ABD’nin krizi sona erdirmeye yönelik 
girişimlerinin ve genel olarak takındığı tutumun niteliklerini açıklamak bölümün temel hedefidir. Bununla birlikte bu bölümün son kısmında ABD’nin iki kriz 
sırasında takındığı tutumlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. 


***